Politik Fıkralar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Politik Fıkralar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Şubat 2025 Çarşamba

General Petraus: İşte Şimdi Sıçtık!

 Öğretmen, "Dersimize Amerikan tarihini gözden geçirerek başlayalım." dedi.

'Bana ya özgürlük ya da ölüm verin' "diyen politikacı kimdir?"

Öğretmen elini havaya kaldırmış, Japonya'dan gelen yabancı değişim öğrencisi parlak zekalı Küçük Hodaiki dışında, başka yerlere bakınan boş yüzlerden oluşan bir sınıf gördü:

"Patrick Henry, 1775" dedi, Hodaiki.

"Çok iyi!"

"Pekala, 'Halkın, halk tarafından, halk için yönetimine demokrasi denir' sözünü kim söyledi?"

Yine, küçük Hodaiki'den başka yanıt veren yoktu:

"Abraham Lincoln, 1863".

"Harika!"  dedi öğretmen devam ederek, "Şimdi biraz daha zorunu deneyelim..."

'Ülkenin senin için ne yapabileceğini değil, senin ülken için ne yapabileceğini sor?'

Bir kez daha, Hodaiki'nin eli havaya kalkan tek eldi ve dedi ki:

"John F. Kennedy, 1961".

Öğretmen sınıfı azarladı. "Çocuklar, kendinizden utanmalısınız, küçük Hodaiki bu ülkeden olmadığı halde tarihimiz hakkında sizden daha çok şey biliyor."

 Arka sıralardan bir fısıltı duyuldu: 

"S*keyim Japonları"

"Kim söyledi bunu? Derhal bilmek istiyorum!" dedi öğretmen.

Küçük Hodaiki elini kaldırdı,:

"General MacArthur, 1945"

O sırada arkadan bir öğrenci "Artık kusacağım" dedi.

Öğretmen etrafına bakındı ve "Tamam!  Şimdi bunu kim söyledi!?"

Yine, Küçük Hodaiki:

"George Bush Japon Başbakanına, 1991" dedi.

Öfkeli, başka bir öğrenci bağırdı, "Oh yavrum, em bunu!"

Küçük Hodaiki elini sallayarak sandalyesinden fırladı ve öğretmene bağırdı: 

"Bill Clinton Monica Lewinsky'ye 1997!"

Mafya histerisiyle biri: 

"Seni küçük bok" dedi. "Bir kelime daha edersen, seni öldürürüm."

Küçük Hodaiki çılgınca bağırdı:

"Michael Jackson, kendisine karşı tanıklık eden çocuk tanığa, 2004."

Öğretmen bayıldı.

Sınıf yerde öğretmenin etrafında toplanırken biri:

"İşte şimdi sıçtık!" dedi.

Küçük Hodaiki sessizce söylendi:

"General Petraeous, Afganistan 2010".

10 Aralık 2024 Salı

Bedava peynir, sadece fare kapanında olur.

 Fare ye demişler ki:

"Yuvandan çık 30 cm ilerde tabak içinde bir kalıp peynir var.
Al senin olsun."
Fare düşünmüş.
"Olmaz!" demiş.
Nedenini sormuşlar.
Şu cevabı vermiş: "Valla yol kısa , ödül büyük bunda kesinlikle bir puştluk vardır."

5 Aralık 2024 Perşembe

Sarhoş Rus, Timsahın Yemeğini Çaldı

Londra hayvanat bahçesinde adamın biri elinde bir bira şişesi ile yere oturmuş, etrafı seyrediyordu.

O sırada küçük bir kız çocuğu timsahın bulunduğu bölüme düştü.

Bunu gören bira içen adam, şişeyi bir kenara bırakıp hemen timsahın bulunduğu bölüme atladı.

Herkesin korku dolu gözleri önünde timsah kıza zarar veremeden kızı kapıp dışarıya çıktı.

O sırada kızın annesi sevinçle adama yaklaştı ve kızını alıp kucakladı.

Bu manzarayı seyreden kalabalık, hep birden alkışlamaya başladı.

Bir yandan da adamı tebrik ediyor ve "Bravo! Gerçek bir İngiliz'e yakışır şekilde kahramanca davrandınız." diyorlardı.

Kızı kurtaran adam ellerini kaldırıp kalabalığı susturdu.

"Ben İngiliz değilim. Rus'um. Londra'ya gezmeye geldim." dedi.

Bunun üzerine kalabalık dağıldı.

Ertesi gün İngiliz gazetelerinin manşetinde şöyle bir haber yazıyordu:

"Rezalet!... Sarhoş Rus, timsahımızın yemeğini çaldı."

16 Ekim 2024 Çarşamba

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek

 Lokantanın birinde o yörenin en tanınmış pehlivanı çorba içiyormuş.

Derken zayıf cüsseli bir müşteri daha girmiş içeriye.
O da çorba istemiş. Garson çorbayı getirmiş, müşteri limon da istemiş. Garson "beyefendi son limonu şu karşıdaki beye verdim maalesef limonumuz kalmadı" der.
O sıska görünümlü müşteri de " olsun o beyefendinin sıktığı limonu getir" der. Garson da " aman beyefendi o buraların en namlı pehlivanı onun sıktığı limonda suyu mu kalır" der.
Müşteri "olsun kardeşim sen getir" der.
Pehlivan da olanları göz ucuyla seyretmektedir.
Garson gider pehlivanın masasındaki sıkılmış limonu getirir ve masasına bırakır.
Pehlivan sıkılmış limonun suyunun çıkmayacağını bildiği için bıyık altı gülmektedir.
Yeni gelen o sıska görünümlü müşteri suyu sıkılmış limonu alır ve öyle bir sıkar ki, çorbaya inen suyun şıkırtısı öbür masalardan duyulur.
Hem Pehlivan hem de diğer müşteriler şaşkınlık içinde kalmıştır.
Gururu da kırılan pehlivan sıska müşterinin yanına gider ve;
"Bu yörede gücü ile nam salmış en ünlü pehlivanım benim. Sen kimsin ki bu limondan hala su çıkartabildin? Bana adını bahşeder misin yiğidim?" diye sorar.
Sıska müşteri çorbasını içmeye devam eder.
Ağzındaki yudumu yuttuktan sonra cevap verir: “Ben Mehmet Şimşek. Maliye bakanı.”

15 Eylül 2024 Pazar

Amerikalılar neden Ay'a gidiyor?

 1969'da Ay'a ilk inen astronotlar Armstrong, Colins ve Aldrin, ay seyahatinden önce Nevada çölünde ay koşullarında epeyce antrenman yaparlar.

Bu hazırlıklar bir kızıl derilinin dikkatini çeker. 

Sorar Aldrin'e:

"Burada ne yapıyorsunuz?" 

-"Ay'a gideceğiz. Onun için burada hazırlık çalışması yapıyoruz." 

Kızılderilinin suratı bozulur. 

Biraz sonra kendini toparlar ve sorar:

-"Ay 'da bizim kutsal ruhlarımız vardır. Size bir mesaj söylesem oraya iletir misiniz?" 

-"Tabii ki memnuniyetle."

"Ama kimseye söylemeyeceksiniz."

"Tamam."

Kızılderili kendi dilinde mesajını zar zor ezberletir astronotlara.

Üsse döndüklerinde dayanamazlar, bir tercüman buldurarak mesajı tercüme ettirirler.

Mesajın tercümesiyle yerlere yatarlar gülmekten. 

Mesajın tercümesi şöyledir:

"Bu ibnelerin söylediklerine sakın inanmayın. Topraklarınızı çalmaya geldiler."

12 Eylül 2024 Perşembe

Kazayla yanan adamın hazin sonu

Adamın biri yanlışlıkla üzerine benzin dökmüş.

O sırada yanındaki biri çakmak mı yakmış ne yapmış adam cayır cayır yanmaya başlamış.

Neyse ki olayı gören herkes koşup adamı söndürmüş ve hastaneye göndermişler.

Bu olayı duyan adamın arkadaşlarından biri hemen hastaneye gidip arkadaşının yattığı odaya girmiş.

Bir de ne görsün?

Adamın her yeri alçıya alınmış.

Adam merakla sormuş:

"Yahu, bu ne hal? Ben senin yandığını duydum ama senin her yerini alçıya almışlar. Yanlış mı duydum acaba?"

Her yeri alçıya alınmış şekilde alçılar içinde yatağında yatan adam cevap vermiş:

"Yok... Doğru duymuşsun. Üzerime benzin döküldü. Sonra birden alev alıp yanmaya başladım. Beni görenler gelip söndürdüler."

Arkadaşı daha da şaşırmış.

"Peki ama madem yandıysan seni niye alçıya aldılar." diye sormuş.

Arkadaşı acı içinde cevap vermiş:

"Ya, görüp koşanlar kürekle söndürdüler beni."

Aklınızda olsun.

Zor durumda kalınca kimseyi yardıma çağırmayın.

23 Mart 2024 Cumartesi

Eşeğin eşekliğinde keramet aramayın.

Bundan 2500 yıl önce Ege'de bir köle yaşardı.

Adı Ezop.(Aisopos)

Köleydi ama bilgeydi.

Zenginlerin sadece hizmetçiliğini değil aynı zamanda akıl hocalığını da yapardı.

Masallarıyla ünlüydü.

Masallarında hayvanları konuşturur, mesajını hayvanlar üzerinden verirdi.

Ve o masallar ülkeyi yönetenleri ağır şekilde eleştirirdi.

Bu hikaye onun hikayelerinden biridir.

İnek, at ve eşek bir gün bir araya gelerek bir karar alırlar.

Üçü de farklı yönlerde dünyanın farklı yerlerine gidecekler, 3 yıl boyunca insanları gözlemleyecekler, sonra aynı yerde buluşup, izlenimlerini birbirlerine anlatacaklardır.

Aradan üç yıl geçer.

Buluşma yerine önce inek, sonra at gelir.

İkisi de perişan halledir.

Yorgun, bitkin, bir deri, bir kemiktirler.

At ineğe sorar: 

"Nedir bu halin arkadaş?"

İnek derin bir "ahhhh" çeker ve devam eder:

"Bu insanlar çok merhametsiz. 

Beni sürekli birbirlerine sattılar. 

Alan hem sütümü sağdı, hem tarla sürdürttü. 

Aç, uykusuz bıraktılar. 

Üç yıl boyunca anamdan emdiğim süt burnumdan geldi. 

Tam keseceklerdi, canımı zor kurtardım." 

Bunun üzerine at konuşmaya başlar:

"Benim yaşadıklarım da farklı değil. 

Önce ağzıma bir demir parçası geçirdiler.

Sonra üzerime bindiler. 

Kırbaçlayarak koşmamı istediler. 

Ben koştukça onlar daha hızlı koşmam için daha sert kırbaçladılar. 

Belim artık taşıyamaz hale gelince arkama bir araba bağladılar. 

Yüzlerce kilo yük taşıttılar. 

Üç yıl aç, uykusuz bıraktılar. 

Ben de senin gibi canımı zor kurtardım."

O sırada buluşma yerine eşek gelir.

Onların aksine gayet neşelidir. 

Gözleri ışıl ışıldır. 

Üstelik kilo almıştır.

İnek ve at merakla sorar:

"Anlat bakalım neden bu kadar  mutlusun?"

Eşek başlar anlatmaya:

“Sizden ayrıldıktan sonra uzaklarda bir yere vardım. 

Baktım bir adam yüksek bir yere çıkmış, bağırdıkça bağırıyor. 

O bağırdıkça onu dinleyenler alkışlıyor.

Bunun üzerine ben de yüksekçe bir yere çıkıp bağırmaya başladım. 

Sesimi duyan benim yanıma koştu, duyan duymayana haber verdi, etrafım insanla doldu. 

Onlar geldikçe ben daha çok bağırdım."

İnek ve at merakla sorar:

"Sonra ne oldu?"

Eşek daha da keyifle anlatmaya devam eder:

"Ne olacak, beni başkan seçtiler. 

Yedirdiler, içirdiler, el üstünde tuttular!"

At dayanamaz ve "Peki bu insanlar senin eşek olduğunu hiç mi anlamadı mı?" diye sorar.

Eşek gülerek cevap verir:

"Yarısı anladı anlamasına da, diğer yarısına anlatamadı."


22 Mart 2024 Cuma

Şeyhin mendilini koklarsanız ne olur?

Nur yüzlü ihtiyar bir adam, şeyh edasıyla kuyumcuya girer.

Kuyumcu adamı saygıyla karşılar.

İhtiyar; "Ben senin sevabınım..!" der.

Kuyumcu güler ve alaycı bir şekilde; "Pırıl pırıl bir yüzün olduğu doğru, ama bir sevabın böyle görüneceğini hiç düşünmemiştim!" diye cevap verir.

Bu sırada genç bir çift dükkana girerek altın siparişi verir.

Kuyumcu siparişi hazırlarken  oturmalarını söyler.

Genç hanım gidip yaşlı şeyhin kucağına oturur. 

Kuyumcu şaşırır ve kadına sorar: 

"Neden  şeyhin kucağına oturdunuz?"

Genç hanım şaşkınlıkla; "Hangi şeyh? İyi misiniz siz? Neden bahsediyorsunuz? Burada kimse yok ki. 

Bize bu siparişimizi verecek misiniz, vermeyecek misiniz?" der.

Şaşıran ve utanan  kuyumcu genç çiftin altınını vererek parayı alır ve genç çift dükkandan ayrılır.

Şeyh kuyumcuya dönerek şöyle der: "Beni senden başka kimse göremez ve bu ancak salih ve iyiler için mümkündür."

O arada kuyumcuya başka bir erkek ve kadın girer ve aynı hikaye tekrarlanır.

Şeyh kuyumcuya  "Ben senden bir şey istemiyorum! Rızkınızı artırmak için bu mendili yüzünüze sürün.." der.

Kuyumcu mendili kutsal ve ruhani bir tavırla alır, koklar ve bayılıp yere yığılır.

Şeyh ve arkadaşları bütün para ve altınları alarak kaçarlar. 

4 yıl sonra Şeyh kılıklı bu adam, diğer dört hırsız ve 2 polis  dükkâna girer.

Dört yıl önce dükkanı soyanları yakaladıklarını, olay yeri incelemesi ve tatbikat için geldiklerini söylerler.

Sarraf suçluların yakalanmasına çok sevinir.

Polis memurları, Şeyh ve kuyumcuya hikâyeyi sorar ve sırayla hikâyeyi anlatırlar.

İki tarafı da dinleyen polisler; "Hukuki olarak olanları aynen tekrarlamanız lazım. Biz de buna göre tutanak tutacağız." der.

 Bunun üzerine şeyh mendili cebinden çıkarıp kuyumcuya verir.

Kuyumcu mendili mendili alıp koklar ve anında yere düşer. 

Bunun üzerine şeyh, polis kıyafeti giyen iki kişi ve diğer dört hırsız dükkânı tekrar soyarlar.

Sonuç: Hırsız hırsızdır. 

Hırsız her kılığa girer.

Cübbe veya üniforma görünce gevşemeyin.

26 Aralık 2023 Salı

Nasır ve Kruşçev

 Kruşçev Mısır'ı ziyarete gitmiş.

Başkenti gezdirip kalacağı saraya getirmişler.

Nasır merakla sormuş:

"Ülkemi nasıl buldunuz?"

Kruşçev "Çok güzel ama bir de insanları uluorta sokaklarda işemeseler daha iyi olurdu." demiş.

Nasır buna çok bozulmuş ama bir şey dememiş.

Bir sonraki yıl bu sefer Nasır Moskova'ya gitmiş.

Kruşçev Nasır'ı arabasına almış, Moskova'yı gezdirmeye başlamış.

Nasır bir önceki yılki hakaretin intikamını almak istediğinden dikkatle etrafa bakıp sokağa işeyen birini aramaya başlamış.

Ama ne gezer?

Sokağa işeyen tek bir kişi bile görememiş.

Tam Kremlin'e dönüp içeri gireceklerken sarayın dışında ayaklarını açıp duvara işeyen birini görmüş.

Heyecanla bunu Kruşçev'e göstermiş.

Kruşçev çok şaşırmış.

Arabadan inmiş, Nasır da onu takip etmiş.

Sarayın duvarına işeyen adamın yanına gitmişler. 

Kruşçev adama seslenmiş:

"Sen de kimsin be adam?"

İşeyen adam panik içinde düğmelerini ilikleyip toparlanmış.

Mahcup bir şekilde cevap vermiş:

"Mısır büyükelçisiyim efendim."

20 Aralık 2023 Çarşamba

İdeal erkek bulmak mümkün mü?

 Kadının biri eski bir gaz lambası bulmuş.

Güzel bir lambaya benzediğinden temiz bir bez almış, ıslatmış ve lambayı silmeye başlamış.

İşte o anda lambadan bir cin çıkmış.

"Dile benden ne dilersen..." demiş.

Kadın hemen yan taraftaki eski bir dünya haritasını almış.

Parmağıyla Ortadoğu bölgesini göstermiş.

"Bu bölgeye barış ve huzur gelmesini diliyorum." demiş.

Cin biraz düşünmüş.

Sonra "Bu bölgedeki insanlar binlerce yıldır birbirini öldürüyor. 

Bu sorunu çözmek çok zor.

Sen başka bir dilekte bulun." diye cevap vermiş.

Kadın "Tamam o zaman." demiş ve isteğini açıklamaya başlamış:

"Benim karşıma çok yakışıklı, düşünceli, anlayışlı, ev işlerine yardım eden, yemek yapmayı bilen, evi dağıtmayan bir erkekle evlenmemi sağla."

Cin tekrar düşünmeye başlamış.

Bir süre sonra kadına dönerek "Şu haritayı tekrar ver bakalım. Ortadoğudaki çatışmalar için belki bir çözüm bulurum." demiş.


14 Aralık 2023 Perşembe

Vergi memurundan kim korkar?

 Kaplumbağa ormanda yürüyormuş.

Birden bire karşısına tilki ve ailesi çıkmış.

Telaş içinde kaçıyorlarmış.

Kaplumbağa merak edip sormuş:

"Tilki kardeş, neden kaçıyorsun?"

Tilki cevap vermiş:

"Ormana vergi memurları gelmiş."

Kaplumbağa:

"Gelirse gelsin, sana ne?"

Tilki:

"Öyle deme kaplumbağa kardeş.

Hanımda kürk, bende kürk, çocuklarda kürk. 

Vergi alırlarsa yandık."

Bunu duyan kaplumbağa geriye dönmüş ve tilkinin arkasından telaşla yürümeye başlamış.

Biraz sonra karşısına maymun çıkmış.

Maymun:

"Hayrola kaplumbağa kardeş. Neden böyle telaşlısın?" diye sormuş.

Kaplumbağa:

"Ormana vergi memurları gelmiş.

Bende ev, hanımda ev, çocuklarda ev... 

Vergi alırlarsa yandık." demiş.

Bunu duyan maymun hemen bir ağaca tırmanıp en üst dallara çıkmış ve gizlenmeye çalışmış.

Fakat bir süre sonra durup düşünmüş.

Yaptığına anlam veremeyip saklanmaktan vazgeçmiş.

"Ulan..." demiş. 

"Ben niye saklanıyorum ki?

Benim kıçım açık, hanımın kıçı açık, çocukların kıçı açık.

Diğer ibneler düşünsün."


5 Aralık 2023 Salı

Bizde çalışanın başına ne gelir?

 Uluslararası bir yarışmanın son aşamasına gelinmiştir.

Bir odaya bir kadın, bir ütü, bir de gömlek konulmuştur.

Yarışmacılar beş dakika içinde gömleği ütüleyip kadınla beraber olmaya çalışacaktır.

En kısa sürede işi bitiren birinciliği kazanacaktır.

Japon yarışmacı içeri girer girmez hemen ütüyü eline alıp gömleği kusursuz bir şekilde ütülemiş.

Ancak kadınla konuşmaya bile fırsat bulamadan beş dakika dolmuş.

Japon odadan çıkarken "Bizim prensibimiz budur. Önce iş gelir." demiş.

Sonra Fransız içeri girmiş.

Hemen kadının yanına yaklaşmış.

Kısa sürede kadını ayartıp yatağa atmış.

Fakat tam ütüye geçeceği sırada beş dakikalık süre dolmuş.

Odadan çıkarken "Bizde prensip budur. Önce aşk gelir." demiş.

Son olarak bir Türk içeri girmiş.

Hemen ütüyü alıp kadının eline vermiş.

Kadın ütü yapmaya başlayınca da arkasına geçip eteğini kaldırmış ve beş dakika dolmadan işini bitirmiş.

Odadan çıkarken de "Bizde prensip budur. Çalışanı s..rler." demiş.

10 dakikalığına zenci olsanız ne olur?

(Bu fıkrayı bir ABD televizyonunda siyahi bir Amerikalı adam anlattı.

Bir beyaz arkadaşını ziyarete gitmiş.

Fıkrayı o beyaz arkadaşı anlatmış.

Fıkra yaşanmış bir olaymış.)

Fıkrayı anlatan beyaz Amerikalının kız kardeşi, küçük beyaz oğluna bir çikolatalı kek yapmış.

Kadın keki masaya koyup başka bir şey için arkasını dönünce küçük beyaz çocuk kekin çikolatalarını alıp tüm yüzüne sürmüş.

Ondan sonra da annesine seslenmiş:

"Bak anne. Ben siyahi oldum."

Annesi bir tokat atmış ve "Git babana göster. Ne halt yediğini o da görsün." demiş.

Çocuk koşarak babasının yanına gitmiş.

"Baba, bak siyahi oldum." demiş.

Babası çocuğun suratını görünce bir şaplak atmış ve "Git büyük babana göster. Seni çok şımartıyor. Ne halt yediğini görsün." demiş.

Çocuk koşarak büyük babasının yanına gitmiş.

"Büyük baba, ben siyahi oldum." demiş.

Büyük babası çocuğun yüzünü görünce bir şaplak vurmuş ve "Koş, annene göster. Yüzünü yıkasın." demiş.

Çocuk çaresiz annesini yanına dönmüş.

Çocuğun bu olaydan bir ders çıkarmasını isteyen annesi sormuŞ.

"Bu olaydan ne ders çıkardın oğlum?"

Çocuk cevap vermiş:

"10 dakikalığına siyahi oldum ve siz beyazların hepsinden nefret ettim."


28 Kasım 2023 Salı

ABD Senatosuna terörist saldırısı: İstedikleri fidye verilmezse senatörleri yakmakla tehdit ettiler. Halk seferberlik başlattı.

Geniş Amerika topraklarında günlerce direksiyon sallayıp yük taşıdıktan sonra bir kamyon şoförü Washington'daki evine gidip biraz dinlenmeye karar vermiş. 

Tam şehre girerken yolda trafiğin acayip sıkıştığını ve kilometrelerce araç kuyruğu olduğunu görmüş.

Akşamın bu saatinde Washington'da trafik her zaman biraz yoğun olurmuş ama kamyon şoförü böyle bir tıkanıklığa daha önce hiç rastlamamış.

Biraz ilerlediğinde öndeki araçların birbirine yanaştıktan sonra kontak kapatıp beklemeye başladıklarını fark etmiş.

Böylece, olağanüstü bir şeyler olduğunu anlamış.

O da kamyonunu önündeki duran araca yaklaştırıp kontağı kapatmış.

Kamyonun radyosu bozulduğundan ne olup bittiğine dair herhangi bir haber alamıyormuş.

İleri doğru bakarken bir adam kamyonun kapısına eliyle vurmuş.

Kamyon şoförü pencereyi açmış ve adama sormuş:

"Neler oluyor, dostum?"

Adam heyecanlı bir ses tonuyla anlatmaya başlamış:

"Terörist saldırısı oldu. 

Teröristle ABD Kongresini bastı ve bütün senatörleri rehin aldı.."

Şoför gayri ihtiyari haykırmış.

"Aman tanrım!..."

Adam devam etmiş:

"Teröristler 100 milyon dolar verilmezse bütün senatörleri üzerlerine benzin döküp yakacaklarını bildirmişler."

"Allah korusun!..." diye bağırmış bizim şoför.

Adam devam etmiş:

"Biz araçları tek tek dolaşıp bağış topluyoruz."

Kamyon şoförü hemen kendine gelmiş ve elini cüzdanına attıktan sonra sormuş:

"Kişi başına kaç para veriyoruz?"

Adam gülümseyerek cevap vermiş:

"Yok, biz para toplamıyoruz. Benzin topluyoruz."

26 Kasım 2023 Pazar

Din ve siyaset ilişkisi

 Demokrat Parti zamanında siyaset çok keskinmiş.

Köyler bile DP'li ve CHP'li diye ikiye ayrılmış.

Birbirleri ile kan düşmanı gibilermiş.

İşte bu ortamda, Karadeniz'de ortasından dere geçen bir köy de DP'li ve CHP'li diye ikiye ayrılmış.

Siyasi düşmanlık o kadar ileri gitmiş ki derenin iki tarafındaki iki mahalle kendi camilerini yaptırmışlar.

Birbirlerinin camisine bile uğramıyorlarmış.

Bir gün Cemal ile Temel tarlada çalışıyormuş.

O sırada uzaktan bir ezan sesi duymuşlar.

Cemal Temel'e sormuş:

"Ula Temel. Bu ezan bizim camiden mi geliyor öteki mahalledeki camiden mi?"

Temel elini kulağına götürüp dikkatle dinlemiş ve imamın sesini tanımış.

"Bu ses bizim camiden geliyor." diye cevap vermiş.

Bunu duyan Cemal rahatlamış ve:

"Öyleyse Aziz Allah!" demiş.

25 Kasım 2023 Cumartesi

Politika nedir?

 Küçük bir çocuk babasına sormuş:

"Baba, politika ne demektir?"

Babası demiş ki:

"Oğlum, bu karmaşık bir konu.

Ama sana örnekle açıklamaya çalışayım.

Ben ailenin para kazanan kişisiyim. Bana kapitalist diyelim.

Annene de hükümet diyelim.

Çünkü parayı o yönetiyor.

Sana halk diyelim.

Bakıcınıza, işçi sınıfı diyelim.

Henüz bebek olan kardeşine de ülkenin geleceği diyelim.

Şimdi bunlar hakkında biraz düşün.

Yarın politikadan ne anladığın hakkında konuşalım."

Çocuk odasına gidip yatmış.

Yatakta babasının ne demek istediği hakkında düşünmeye başlamış.

Gece boyunca düşünmekten uyuyamamış.

Gece yarısından sonra bebek kardeşinin ağladığını duymuş.

Ağlama kesilmeyince yatağından çıkmış.

Bebek odasına girmiş ve kardeşinin altına yaptığını, ondan ağladığını görmüş.

Bunun üzerine haber vermek için anne-babasının odasına gitmiş.

Kapıyı açınca annesinin tek başına uyuduğunu görmüş.

Onu uyandırmak istememiş.

Bakıcının odasına gitmiş.

Kapı kilitliymiş fakat içeriden sesler geliyormuş.

Çocuk anahtar deliğine gözünü dayayıp bakmış.

İçeride babasının bakıcı ile seks yaptığını görmüş.

Bunun üzerine odasına dönmüş ve yatıp uyumuş.

Ertesi sabah kahvaltıda çocuk babasına dönmüş.

"Baba, politikanın ne olduğunu anladım." demiş.

Babası merakla sormuş:

"Ne anladın? Anlat bakalım."

Çocuk cevap vermiş:

"Kapitalist işçi sınıfını s...kerken hükümet uyuyor.

Halk olanları umursamıyor.

Gelecek ise bok içinde."



20 Kasım 2023 Pazartesi

Fetö soruşturması garabeti

 Fetö gerici kalkışmasından sonra yapılan soruşturma kapsamında genç bir akademisyene komisyon başkanı sorar:

"Fetö toplantılarına katılmışsın. Doğru mu?"

Adam cevap verir:

"Evet katıldım."

"Nasıl katıldın.?"

"Arif götürdü."

"Arif kim?"

"Yanınızda oturan kişi."

Komisyon başkanı yanındaki adama sorar:

"Arif, bu adamı toplantılara sen mi götürdün?"

Arif cevap verir:

"Evet başkanım. Siz de vardınız. Hep birlikte gitmiştik ya."

Köy kelesinin devlet üretme çiftliğindeki hali.

 Köy kelesi olan bir boğa çok azgınmış.

Köydeki bütün inekleri halletmekle kalmıyor diğer hayvanlara bile sarkıyormuş.

Köylü boğanın bu durumunu ilçe tarım müdürlüğüne söylemiş.

Onlar da boğayı satın alıp devlet üretme çiftliğine teslim etmişler.

Boğanın yeni bakıcısı boğayı hemen döllenmesi gereken ineklerin arasına salmış.

Diğer işlerini halleden bakıcı ne yapıyor diye görmek için boğanın yanına gelmiş.

Bir de ne görsün?

Boğa ineklerle ilgilenmediği gibi bir ağacın gölgesine yatmış tembellik yapıyormuş.

Bakıcı boğaya bağırmış:

"Ulan köydeyken seni kimse tutamıyormuş. Uçanı kaçanı affetmiyormuşsun. Ne oldu? Hasta mısın?"

Boğa cevap vermiş:

"Yooo.. Hasta değilim."

Bakıcı tekrar sormuŞ

"O zaman niye tembel tembel yatıyorsun?"

Boğa cevap vermiş:

"Eeee... Ne yapayım. Artık devlet memuru oldum."

12 Ekim 2023 Perşembe

Avrupa bizi kıskanıyor.

Bir adam mesai sonrasında bara gider ve kendisine bir içki söyler.

Barda yeni bir uygulama başlamıştır.

Barmen olarak bir robot çalışmaktadır.

Robot barmen adama içkisini hemen hazırlar.

Tam servis yapacakken adama bakıp sorar:

"IQ'n (zeka seviyen) kaç?"

Adam şaşırır ama yakın zaman önce bir zeka testine katıldığından hemen cevap verir:

"150..."

Bu oldukça yüksek bir zeka seviyesidir.

Robot onun zekasına uygun olarak felsefeden, küresel ısınmadan filan bahseden bir sohbete başlar.

Adam robotun söylediği zeka seviyesine göre bir sohbete mi başladığını yoksa tesadüfen bu konuları açtığını merak eder.

İçkisini hızla bitirir ve dışarı çıkar.

Eve gider, elbisesini değiştirir.

Berbere uğrayıp saçını kestirir.

Sonra da bara döner.

Robot barmene bir içki söyler.

Barmen içkiyi hazırlarken sorar:

"IQ'n kaç?"

Adam; "105..." diye cevap verir.

Robot bu kez futbol, arabalar, kadınlar, hakkında sohbet etmeye başlar.

Bundan çok etkilenen adam robotu bir kez daha test etmeye karar verir.

Tekrar kıyafet değiştirip yeni bir müşteri gibi bara geri döner.

Bir içki daha söyler.

Robot içkiyi hazırlarken sorar:

"IQ'n kaç?"

Adam, "75.." diye cevap verir.

75, normal zeka seviyesinin oldukça altındadır.

Bunun üzerine robot, tane tane konuşmaya başlar:

"Biliyon mu yeğenim, Avrupa bizi kıskanıyoooo."


11 Ekim 2023 Çarşamba

At satın alan adam.

 Adam akşam işten eve gelmiş.

Karısı kapıyı açmış.

Adam yüzünde büyük bir gülümsemeyle; "Müzde hanım! Bir at satın aldım." demiş.

Kadın şaşırmış.

"Hani at nerede?" diye sormuş.

Adam cebinden bir nal çıkarıp göstermiş.

Kadın bir adama bir de elindeki nala bakmış ve:

"Sen benimle eğleniyor musun? Bu sadece bir nal." diye adamı terslemiş.

Bunun üzerine adam karşılık vermiş:

"Şunun şurasında geriye ne kaldı hanım? Sadece 3 nal, bir de at."

Ülkenin durumu bir süredir aynen böyle.

Bir nalla avutulup duruyoruz.