Kruşçev Mısır'ı ziyarete gitmiş.
Başkenti gezdirip kalacağı saraya getirmişler.
Nasır merakla sormuş:
"Ülkemi nasıl buldunuz?"
Kruşçev "Çok güzel ama bir de insanları uluorta sokaklarda işemeseler daha iyi olurdu." demiş.
Nasır buna çok bozulmuş ama bir şey dememiş.
Bir sonraki yıl bu sefer Nasır Moskova'ya gitmiş.
Kruşçev Nasır'ı arabasına almış, Moskova'yı gezdirmeye başlamış.
Nasır bir önceki yılki hakaretin intikamını almak istediğinden dikkatle etrafa bakıp sokağa işeyen birini aramaya başlamış.
Ama ne gezer?
Sokağa işeyen tek bir kişi bile görememiş.
Tam Kremlin'e dönüp içeri gireceklerken sarayın dışında ayaklarını açıp duvara işeyen birini görmüş.
Heyecanla bunu Kruşçev'e göstermiş.
Kruşçev çok şaşırmış.
Arabadan inmiş, Nasır da onu takip etmiş.
Sarayın duvarına işeyen adamın yanına gitmişler.
Kruşçev adama seslenmiş:
"Sen de kimsin be adam?"
İşeyen adam panik içinde düğmelerini ilikleyip toparlanmış.
Mahcup bir şekilde cevap vermiş:
"Mısır büyükelçisiyim efendim."
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder