Ak sakallı ihtiyar fıkraları. etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ak sakallı ihtiyar fıkraları. etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Mart 2024 Cuma

Şeyhin mendilini koklarsanız ne olur?

Nur yüzlü ihtiyar bir adam, şeyh edasıyla kuyumcuya girer.

Kuyumcu adamı saygıyla karşılar.

İhtiyar; "Ben senin sevabınım..!" der.

Kuyumcu güler ve alaycı bir şekilde; "Pırıl pırıl bir yüzün olduğu doğru, ama bir sevabın böyle görüneceğini hiç düşünmemiştim!" diye cevap verir.

Bu sırada genç bir çift dükkana girerek altın siparişi verir.

Kuyumcu siparişi hazırlarken  oturmalarını söyler.

Genç hanım gidip yaşlı şeyhin kucağına oturur. 

Kuyumcu şaşırır ve kadına sorar: 

"Neden  şeyhin kucağına oturdunuz?"

Genç hanım şaşkınlıkla; "Hangi şeyh? İyi misiniz siz? Neden bahsediyorsunuz? Burada kimse yok ki. 

Bize bu siparişimizi verecek misiniz, vermeyecek misiniz?" der.

Şaşıran ve utanan  kuyumcu genç çiftin altınını vererek parayı alır ve genç çift dükkandan ayrılır.

Şeyh kuyumcuya dönerek şöyle der: "Beni senden başka kimse göremez ve bu ancak salih ve iyiler için mümkündür."

O arada kuyumcuya başka bir erkek ve kadın girer ve aynı hikaye tekrarlanır.

Şeyh kuyumcuya  "Ben senden bir şey istemiyorum! Rızkınızı artırmak için bu mendili yüzünüze sürün.." der.

Kuyumcu mendili kutsal ve ruhani bir tavırla alır, koklar ve bayılıp yere yığılır.

Şeyh ve arkadaşları bütün para ve altınları alarak kaçarlar. 

4 yıl sonra Şeyh kılıklı bu adam, diğer dört hırsız ve 2 polis  dükkâna girer.

Dört yıl önce dükkanı soyanları yakaladıklarını, olay yeri incelemesi ve tatbikat için geldiklerini söylerler.

Sarraf suçluların yakalanmasına çok sevinir.

Polis memurları, Şeyh ve kuyumcuya hikâyeyi sorar ve sırayla hikâyeyi anlatırlar.

İki tarafı da dinleyen polisler; "Hukuki olarak olanları aynen tekrarlamanız lazım. Biz de buna göre tutanak tutacağız." der.

 Bunun üzerine şeyh mendili cebinden çıkarıp kuyumcuya verir.

Kuyumcu mendili mendili alıp koklar ve anında yere düşer. 

Bunun üzerine şeyh, polis kıyafeti giyen iki kişi ve diğer dört hırsız dükkânı tekrar soyarlar.

Sonuç: Hırsız hırsızdır. 

Hırsız her kılığa girer.

Cübbe veya üniforma görünce gevşemeyin.

16 Nisan 2020 Perşembe

Yalancı Eşek

Çobanın biri koyunlarını otlatıyormuş. Bir derviş gelmiş sormuş:
- Köpek senin mi?
- Benim!
- Onunla konuşabilir miyim?
- Köpek konuşamaz!

Derviş köpeğe yaklaşır.
- Nasılsın?
- Fena değil! (Çoban şaşkın...)
- Bu adam senin sahibin mi?
- Evet.
- Sana iyi davranıyor mu?
- Evet, çok iyi. Günde iki kez tuvalet için dolaştırıyor, bana yemek veriyor ve benimle oynuyor.

Derviş çobana sorar.
- Bu at senin atın mı?
- O at da benim!
- Onunla konuşabilir miyim?
- At konuşamaz yahu!

Derviş ata yaklaşır.
- Nasılsın?
- Fena değil! (Çoban daha da şaşkın...)
- Bu senin sahibin mi?
- Evet.
-Sana nasıl davranıyor?
- İyi. Bana her gün gerekli yürüyüşleri yaptırıyor, fazla yük bindirmiyor, günde 2 kere ve her terlememden sonra terimi siliyor ve içinde yiyecek ve yataklık olan ufak bir ahır inşaa ediyor. (Çoban ne gözlerine ne de kulaklarına inanmaktadır)

Derviş tekrar Çobanın yanına gelir.
- Bu dişi eşek senin mi?
- Eşek benim ama peşin söyleyeyim çok yalancıdır...

22 Aralık 2017 Cuma

İşte şimdi boku yedin.

Adamın biri tek kişilik uçağıyla Afrika üzerinde uçuyormuş.

Bir süre sonra uçak arıza yapmış.

Adam kendi kendine ''Aha! Şimdi boku yedim.'' diye düşünmüş.

O anda karşısında ak sakallı, nur yüzlü bir ihtiyar görünmüş.

''Hayır evladım, henüz boku yemedin. Kontağı kapat ve süzülerek aşağıya in.'' demiş ve hemen ortadan kaybolmuş.

Adam kontağı kapatmış ve süzülerek alçalırken uçak bir ormanın için düşmüş.

Şans bu ya adama hiçbir şey olmamış.

Adam uçaktan çıkıp etrafına bakmış.

Ne bir yol, nede bir iz olmayan balta girmemiş bir ormanda olduğunu fark etmiş.

Adam içinden ''Aha! Şimdi boku yedik işte. Burada vahşi hayvanlar da vardır. Ben hayatım boyunca bırak ormanı köye bile gitmedim. Ne yapacağım şimdi?'' diye geçirmiş.

O anda nur yüzlü, ak sakallı ihtiyar tekrar görünmüş.

''Hayır evladım. Henüz boku yemedin. Şu çalıların arasındaki boşluktan ileriye doğru yürü.'' demiş ve kaybolmuş.

Adam denileni yapmış.

Çalıların arasından bir süre yürümüş.

Tam bir boş alana çıkınca ne görsün.

Yüzleri rengarenk boyalı, ellerinde mızrak ve baltalar olan bir sürü yerli kabile savaşçısı ona doğru koşuyormuş.

Adam ''Aha! İşte şimdi boku yedik.'' diye düşünmüş.

O anda ak sakallı, nur yüzlü ihtiyar tekrar görünmüş.

''Hayır evladım. Henüz boku yemedin.'' demiş.

Adam yaklaşan savaşçılara bakıp korku içinde sormuş.

''Peki şimdi ne yapayım?''

İhtiyar adamın hemen önünde yerde duran bir mızrağı göstermiş.

''Şu mızrağı al. Şu adamların ortasında duran rengarenk kıyafetli adamın tam kalbine nişan al ve mızrağı fırlat.'' demiş.

Adam hemen mızrağı kapmış.

Artık iyice kendisine yaklaşmış olan savaşçıların ortasında yürüyen renkli kıyafetli savaşçıya nişan almış ve mızrağı fırlatmış.

Mızrak doğruca adamın kalbine saplanmış ve adam yere düşüp ölmüş.

Ak sakallı, nur yüzlü ihtiyar bizim adama yaklaşmış.

''Hah! İşte şimdi boku yedin evladım.'' demiş.