Cinsel İçerikli veya Argo Kelimeler Kullanılan Fıkralar. etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Cinsel İçerikli veya Argo Kelimeler Kullanılan Fıkralar. etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Şubat 2025 Cuma

Kadın ve Çoban

 Bir gün bir kadın kır gezisi yaparken sürüsünü otlatan bir çobana rastlar.

"Şuradaki köpek senin mi?" diye sorar.

Çoban "Evet." diye cevap verir.

Kadın "Onunla konuşmamın bir mahzuru var mı?" der.

Çoban şaşırır.

"Köpekler konuşamaz amaa.." diye mırıldanır.

Bunun üzerine kadın "Selam kuçu kuçu, nasıl gidiyor?" diye seslenir.

Çobanın fal taşı gibi açılan gözleri önünce köpek cevap verir:

"Gayet iyiyim."

Kadın : "Bu çoban senin sahibin mi?" 

Köpek: "Evet."

Kadın : "Sana iyi bakıyor mu?"

köpek : "Hem de çok iyi bakıyor. Beni her gün gezdirir, harika yemeklerle besler ve haftada bir de göle oynamaya götürür."

Kadın bu sefer de ata dönerek çobana sorar:

"Onunla da konuşabilir miyim?"

Çoban, tamam der gibi başını sallar.

Bunun üzerine kadın ata seslenir:

"Selam düldül, nasıl gidiyor?"

At cevap verir: "Çok iyi."

Çoban gördükleri ve duyduklarına inanamamakta, şok olmuş halde kadını izlemektedir.

Kadın devam eder: "Bu çoban senin sahibin mi?"

At : "Evet."

Kadın : "Sana iyi bakıyor mu?"

At : "Gayet iyi bakıyor. Beni sık sık kaşağılar ve havalar yağışlı olduğunda da ıslanmamam için beni ahıra koyar."

Kadın bu defa yan tarafta otlayan dişi eşeğe bakar.

Şok içindeki çoban kendine gelir ve panik içinde kadına seslenir:

"Sanırım eşekle de konuşmak istiyorsun. Ama seni uyarayım. O at ve köpek gibi değil. Yalancı şerefsizin teki. Şimdi sana bir sürü yalan söyler."

Uzaylı çift bir çiftliğe inmiş. Olanlara inanamayacaksınız.

Uzaylılar bir görev için dünyaya inerler.

Görevleri dünya insanları ile cinsel ilişkiye girerek sonuçlarını gözlemlemek. 

Uzaylılar Amerika'nın tenha bir kasabasında bir çiftlik evine indirmişler gemilerini. 

Çiftlik evinin kapısını çalarak kapıyı açan adama amaçlarını anlatırlar.

Adam biraz heyecanlanarak "Benim hanıma bi sorayım..." demiş.

İçeri girerek karısına "Böyle bir şey var, ne dersin?" diye sorar.

Kadın:

"Tamam, olur. Bir seferlik değişiklikten bir şey olmaz." diye cevap verir.

Uzaylılarla beraber biraz oturduktan sonra uzaylı erkekle dünyalı kadın bir odaya, uzaylı kadın ile dünyalı erkek ayrı bi odaya geçer.

Uzaylı adam Amerikalı kadını soymaya başlar.

Sonra kendisi de soyunur.

Kadın uzaylının organını görünce gülmeye başlar.

Bunu gören uzaylı şaşkın bir şekilde sorar:

"Neden gülüyorsun?"

Kadın cevap verir:

"Cinsel organın çok küçük. Bizim bebeklerinki bile daha büyük."

Uzaylı gülümser ve "Sol kulağımı çek o büyür." der.

Kadın kulağı çekince organ büyümeye başlar. 

Çektikçe de büyümeye devam eder.

Bunun üzerine kadın "Çok uzadı ama çok ince" der.

Uzaylı " O zaman sağ kulağımı çek." diye cevap verir.

Kadın uzaylının kulağını çekince organ kalınlaşmaya başlar.

Kadın istediği kalınlığa ulaşınca bırakır ve uzaylı ile beraber olurlar.

Sabah olunca kahvaltıdan sonra uzaylıları gönderen karı koca akşam yaşadıkları hakkında konuşmaya başlarlar.

Kadın "Yanlış anlama ama tek kelimeyle süperdi." der.

Adamın pek umursamadığını görünce sorar:

"Peki, senin gecen nasıl geçti?"

Adam kendinden çok emin bi şekilde cevap verir:

"Valla ne diyeyim bilemiyorum. Sen benim kıymetimi bilmiyorsun ama elin uzaylısı zevkten sabaha kadar iki kulağımı çekip durdu. Neredeyse koparacaktı."

6 Ekim 2024 Pazar

Vermesen de verdi derler.

 Sandalcının birinin ünü tüm İstanbul'a "Çapkın" diye yayılmış.

Söylentiye göre, sandalına binen hiçbir kadının elinden kurtulma şansı yokmuş. 

Bunu duyan zamanın feministi bir kadın: 

"Olur mu canım öyle şey. Ben bindiğim gibi inerim." demiş. 

O hırsla gidip sandalcıyı bulmuş ve sandala binmiş. 

"Çek Göksu'ya!" demiş. 

Sandalcı hemen kürekleri çekmeye başlamış.

Kadın da sandalcıyı incelemeye almış tabii ki. 

Sandalcı kadına hiç bakmadan kürek çekerken, kendi kendine de mırıldanıyormuş.. 

"Derler, derler, derler!"

Bir, üç, beş.. 

Sonunda kadın dayanamamış: 

"Ne derler be adam? Ne derler?"

Sandalcı kadına bakmış, bıyığını burmuş ve gülümseyerek cevap vermiş: 

"Duydum ki bana vermeyecekmişsin. Valla güzelim, sen bu kayığa bindin ya! Artık vermesen de, verdi derler!"


6 Mayıs 2024 Pazartesi

Bir tarikata girebilmek için uyulması gereken kurallar.

 

Temel bir tarikata girmek istemiş.

Onu şeyhin karşısına çıkarmışlar.

Şeyh Temel’e “Olur, ama 3 hafta karınla yapmayacaksın.” demiş.

Aradan 3 hafta geçmiş ve Temel tekrar şeyin önüne gelmiş.

Şeyh sormuş:

“Temel tamam mı? Sabredebildin mi?”

Temel cevap vermiş:

“Valla ilk hafta hiç problem yoktu. İkinci hafta sabrım çok zorlandı ama dayandım. Üçüncü hafta benim karı üst raflardan bir paket almaya çalışıyordu. Hatunun bacakları gözükünce içim gitti. Daha sonra paketler yere düştü. Benim karı da paketleri almak için eğilince dayanamadım.”

Şey; “Ah! Olmadı şimdi. Biz seni tarikata alamayız.” Demiş.

Bunun üzerine Temel cevap vermiş:

“Şeyh Efendi, siktir et tarikatı…. Bizi artık Migros’a da almıyorlar.”

17 Nisan 2024 Çarşamba

Kızılderililer, atlarında eyer kullanmazlar.

New Yorklu bir kadının, Arizona'nın uzak bir bölgesinden geçerken arabası bozulur.

Biraz sonra at sırtında bir Kızılderili gelir ve onu yakındaki bir kasabaya götürmeyi teklif eder.
Kadın çaresiz atın arkasına biner ve yola çıkarlar.

Kızılderili'nin her birkaç dakikada bir 'Ye-e-e-e-h-a-a-a-a!' sesi çıkarması dışında' yolculuk oldukça sakin geçer.

Kızılderili, kasabaya vardıklarında kadını yerel bakım servisine bırakır ve son bir kez 'Ye-e-e-e-h-a-a-a-a!' diye bağırdıktan sonra atıyla dörtnala oradan uzaklaşır.
Servisteki görevli "O Hintliyi bu kadar heyecanlandıracak ne yaptın?" diye kadına sorar.

Kadın, "Hiçbir şey. Sadece atın üzerinde onun arkasına oturdum, kollarımı beline doladım ve düşmemek için eyer boynuzuna tutundum." der.

Görevli sırıtarak kadına "Hanımefendi, Kızılderililer eyer kullanmazlar." der.

17 Mart 2024 Pazar

Cin görürseniz, ne söyleyeceğinize dikkat edin. Yanlış anlarsa başınız belaya girebilir.

 Adamın biri akşam için lüks bir lokantadan masa ayırtır.

Geldiğinde masaya 10 kişilik yemek konulmasını söyler.

Akşam olunca adam lokantaya omuzunda iri bir kuş ile girer.

Masaya oturur.

Siparişlerin getirilmesini ister.

Garson "10 kişilik siparişin hepsini mi?" diye sorar.

Adam "evet" der.

Siparişler gelir.

Adam önüne konulan yemeği yemeye başlar.

Bu sırada omuzunda duran kuş masaya atlar ve geriye kalan bütün yemekleri yedikten sonra tekrar adamın omuzuna çıkar.

Adama servis yapan garson çok şaşırır.

"Beyefendi, bu nasıl kuş? Bu kadar yemeği yemesi inanılmaz. Bunu nereden aldınız?" der.

Adam cevap verir:

"Günün birinde arabamla ıssız bir yerden geçerken yaşlı bir adam otostop çekti.

Durup adamı aldım.

Yolda giderken bir dinlenme yerine girdim.

Adama yemek, çay filan ısmarladım.

Meğer adam insan kılığına girmiş bir cinmiş.

Yaptığım iyilikten çok memnun olmuş.

Bana üç dilekte bulunmamı, bunları yerine getireceğini söyledi.

İlk olarak çok zengin olmayı istedim.

Şimdi paraya para demiyorum.

İkinci olarak bütün kadınların benden hoşlanmasını istedim.

Nereye gitsen kadınlar etrafımı sarıyor.

Üçüncü olarak doyumsuz bir kuşum olmasını istedim.

Yanlış anlamış pezevenk."

11 Mart 2024 Pazartesi

Ayıp etmeyin

 Temel ile dursun, nereden duydularsa çok para kazanacaklarını düşünerek kutuplara gitmişler.

Ama gidince iş güç olmadığı gibi çok soğuk olduğu gerçeğiyle de yüzleşmek zorunda kalmışlar.

Zor bela bir baraka bulup içine girmişler.

Ama soba filan olmadığından yine de soğuktan titremeye başlamışlar.

Temel Dursun'a; "Ula Dursun. İnsan ilk olarak nereden donmaya başlar biliyor musun?" demiş.

Dursun, bilediğini söyleyince Temel; "Cinsel organından. Orayı sıcak tutarsak donmayız." demiş.

Ve ilave etmiş: "Eğer sırayla birbirimizi yaparsak cinsel organlarımız sıcak kalır."

Dursun'un aklına pek yatmamış ama başka seçeneği de yok.

Önce kendi başlamak şartıyla kabul etmiş.

Neyse, Temel dönmüş, Dursun işine başlamış.

İşi bitince sıra ona gelmiş.

Mecburen dönmüş ve Temel de işini yapmaya başlamış.

Ama Temel, 5, 10, 20 derken işi iyice uzatmış.

Durumdan kıllanan Dursun dönüp; "Ula Temel, eğer ısınıyorsan sorun yok. Ame eğer si...yorsan ayıp ediyosun." demiş.


Kaygan zeminde zincir takmak şart.

 Bir genç kızı kamyonculuk yapan birine vermişler.

Genç kız ilk gece canı yanacak diye çok korkuyormuş.

Durumu annesine anlatmış.

Annesi de krem sürerse acı hissetmeyeceğini söylemiş.

Neyse....

Düğün bitmiş.

Kız gerdek odasına girmiş. 

Arkasından da şoför içeri girmiş.

Kız soyununca bir de ne görsün?

Kız korkudan neredeyse her yerine krem sürmüş.

Şoför gömleğini çıkarmış.

Boynunda uzun bir zincir.

Hemen zinciri çıkarmış.

"Ben şoförüm. Kaygan zemine karşı daima zincir taşırım." demiş.

10 Mart 2024 Pazar

Bahtsızlıktan kurtulamayanlar için.

 Bahtsız bir adam memleketine gitmek için uçağa binmiş.

Bahtsızlığı burada da onu bırakmamış.

Uçak arıza yapıp irtifa kaybetmeye başlamış.

Pilotun talimatıyla bütün bagajlar uçaktan atılmış fakat uçak hala alçalıyormuş.

Pilot ağırlığı azaltmak için kura kura çekilerek sıra ile yolcuların uçaktan atılacağını, bunun uçak irtifa kaybetmeyi durdurunca sona ereceğini söylemiş.

Hostesler bir torbaya koydukları kağıtları tüm yolculara çektirmişler.

1 numara bizim bahtsız adama çıkmış.

Adam bahtsızlığını anlatmış ve şeytanın bacağını kırmak için bir şans verilmesini istemiş.

Söylediğine göre basit bir soru sorulacak ve bu soruyu yolculardan herhangi biri bilirse ilk olarak atlayacak fakat bilemezlerse ikinci sırada atlayacakmış.

Yolcular çaresiz kabul etmişler.

Adam gülümseyerek sormuş:

"Benim ve yanımdaki adamın taşaklarında toplam kaç yumurta var?"

Yolcular hep bir ağızdan "Dööörrrt.." diye cevaplamışlar.

Adam hemen pantolonunu indirmiş.

Meğer adam daha önce bahtsızlığından bir kaza geçirip yumurtasının birini kaybetmiş.

Adamcağız ilk defa şeytanın bacağını kırdı diye seviçten ne yapacağını bilemezken yanındaki yolcu ayağa kalkıp pantolonunu indirmiş.

Sürpriiiiz.

Meğer o adam da doğuştan üç yumurtalıymış.

15 Şubat 2024 Perşembe

Adı neydi?

 Orta yaşlı ve oldukça alımlı bir kadın gece geç vakit evine doğru yürüyormuş. 

Biraz ıssız bir sokaktan geçerken arkasından yaklaşan bir kişi çantasını almaya çalışmış.

Kadın gaspçıya var gücü ile direnmiş.

Gaspçı kadının yüzünü filan tırmalamasına çok kızmış ve kadını iyice dövmüş.

Bununla da yetinmeyip kadına tecavüz etmiş.

Gaspçı kaçınca kadın toparlanıp "İmdaat!" diye bağırarak ana caddeye doğru yürümeye başlamış.

Kadının sesini duyan yaşlıca bir gece bekçisi hemen yanına gelmiş.

Kadına ne olduğunu sormuş.

Kadın; "Arkasından birinin hızla gelip çantasını almaya çalıştığını, direnince de kendisini dövdüğünü, hırsını alamayıp vajinasından tecavüz ettiğini" söylemiş.

Bunun üzerine bekçi kadını alıp karakola götürmüş.

Komiser kadına başından geçenleri anlatmasını söylemiş.

Kadın; "Ay ben anlatamayacağım. Bekçiye anlattım, o anlatsın." demiş.

Bunun üzerine bekçi anlatmaya başlamış:

"Komserin, bu hanım ıssız bir sokakta yürürken bir gaspçı hızla arkasından yanaşarak çantasını çalmaya çalışmış. Hanım çantayı vermemey için gaspçıyla boğuşunca gaspçı hanımı iyice dövmüş. Ama yüzü gözü çizildiğinden hırsını alamamış ve hanımı yere yatırmış...."

Bekçi o anda duraklamış.

Biraz durup kafasını kaşıyarak düşünmüş. 

Ama söyleyeceğini hatırlayamamış.

Kadına dönüm; "Hanım, bir türlü hatırlayamıyorum. Şu semin a....n adı neydi?" diye sormuş.

15 Ocak 2024 Pazartesi

Topaç gibi dönen adamın sırrı.

 Ali isminde bir adam ölüm döşeğinde karısına:

"Karıcığım, ben ölmek üzereyim, Tanrıya dua ettim, eğer karım ben öldükten sonra bir erkekle yatarsa ahirette kendi etrafımda bir kez döneceğim.

Eğer benim öbür dünyada rahat etmemi istiyorsan lütfen benden sonra hiç bir erkekle yatma, olur mu?" demiş.

Kadın:

"Kocacığım, o nasıl söz? Tabii ki sana öldükten sonra da sadık kalacağım.", demiş..

Ali bir süre sonra ölmüş.

Onun ölümünden yıllar sonra kadında öbür dünyaya gitmiş kocasını aramaya başlamış.

Kapıdaki görevliye "Kocamı arıyorum. İsmi Ali." demiş.

Görevli:

"Hangi Ali hanımefendi? Burada milyonlarca Ali var." diye sormuş.

Kadın:

"Ara sıra kendi etrafında bir kez dönen birisidir." diye cevap vermiş.

Bunun üzerine görevli:

"Haaaa, sen topaç Aliyi arıyorsun o zaman. Kendisi az ileride. Doğru git, görürsün." demiş.

14 Ocak 2024 Pazar

Dikkat edin. Tarla davaları sürpriz şekilde sonuçlanabilir.

 (Bu yazıyı, çok önceden bir gazetede yayınlanmış ve defterime not almışım.)

Avukat Orhan Azizoğlu hukuki bir olayı nakletti.

Olay gerçek.

Bantlardan, tutanaklardan, karar ve zabıtlardan geçilmeyen su günlerde mahkeme salonuna bir keyif penceresi açmaya yardımcı oluyor.

Bir akşam tiyatrodan çıkmış iki erkek arkadaş yolda yürürlerken önlerinde iyi giyinmiş, ve alımlı bir hanımın yürüdüğünü fark ederler.

Erkekler den birisi diğerine dönerek:

"Bu hanımla bir gece geçir meye 500 dolar veririm." der.

Bu sözleri işiten. genç hanım başını çevirir ve "Teklifinizi kabul ediyorum." der.

Teklifi yapan erkekle hanım beraberce genç ve çekici kadının evine gidip hemen yatağın yolunu bulurlar.

Ertesi sabah apartmanı terk ederken, adam kadına 250 dolar verir.

Hanım, pazarlık bakiyesi parayı ister. "Vermezseniz sizi dava ederim." der.

Adam güler.

"Bunu nasıl ve hangi esaslara göre yapacağınızı görmek isterim." der ve apartmanı terk eder.

Ertesi gün mahkemeden gelen celp pusulası adamı şaşırtır.

Hemen avukatına gidip olayı detaylarıyla anlatır.

Avukat, "Bu esaslara istinaden aleyhine bir karar alınabileceğini sanmıyorum. Ancak davanın nasıl sunulup savunulacağını doğrusu pek merak ediyorum" diye düşüncesini söyler.

Dava başlar ve ön soruşturmadan sonra hanımın avukatı mahkemeye dava konusunu aşağıdaki şekilde arz eder:

"Muhterem hakim beyefendi...

Müvekkilim olan bu hanım efendi, itina ile yetiştirilip cimlerle örtülü bahçe niteliğindeki bir gayrimenkule sahip bulunmaktadır.

Bu arazi parçasını belli bir süre için davalı beyefendiye 500 dolar karşılığında kiralamıştır.

Davalı, gayrimenkulü kira amacına uygun olarak yarısını kullanmış ve kira müddeti sonunda tahliye ederken kira bedelinin olan 250 doları ödememiştir.

Kira tutarı yüksek bir bedel değildir.

Kaldı ki, kiralanan yer özel ve yasal bir bölgedir.

Dileğimiz adaletin yerine gelmesi ve davalının müvekkilime anlaşmanın bakiyesi olan meblağı ödemesidir."

Davalının avukatı bu beklenmedik savunma karşısında şaşırmış fakat bir avukat olarak işin enteresanlığından haz duymuş ve hemen daha önce hazırladığı savunmasını kenara koyarak davayı şöyle savunmuş:

"Muhterem hakim beyefendi....Müvekkilim bu genç beyefendinin, bu genç hanımdan sahibi olduğu gayrimenkulü bir süre için kiraladığı doğrudur.

Müvekkilim bu anlaşmadan son derece memnun kalmıştır.

Bununla beraber müvekkilim arazide bir kuyu bulmuş ve pompa yerleştirmiştir.

Bütün bu uğraşların işçilik masraflarını müvekkilim üstlenmiştir.

İnancımıza göre bütün bu arazi geliştirme çalışmaları ödenmeyen meblağı karşılayacağından aleyhimize açılan davanın düşmesini talep ediyoruz."

Genç Hanımın avukatı tekrar söz almış:

"Muhterem hakim beyefendi...

Müvekkilim, davalının beyan ettiği gibi arazi üzerinde bir kuyu bulunduğunu ve gerekli geliştirmeleri yaptığını kabul ediyor ve herhangi bir itirazda da bulunmuyor.

Ancak bahis konusu kuyu zaten arazide mevcut idi ve kuyu olmasaydı davalı muhtemelen bu araziyi kiralamayacaktı.

Ayrıca arazi tahliye edildiğinde davalı söz konusu ettiği taşları, boruyu ve pampayı, sökerek beraberinde götürmüştür.

Bu bakımdan davamızda ısrar ediyor ve vereceğiniz kararın adalete uygun olmasını diliyoruz."

Dava sonunda hakim kararını açıklar: Hanım davayı kazanmıştır.

Horlamayı kesmenin en kolay çaresi.

 Bir gemici geç vakit hotele gelmiş.

Resepsiyoniste boş oda olup olmadığını sormuş.

"İki kişilik bir odada tek yatağım var." demiş, resepsiyon görevlisi. "Aancak pek tavsiye etmem. Çünkü öteki yatakta fena halde horlayan bir delikanlı yatıyor." diye ilave etmiş.

"Ziyanı yok." demiş gemici, "Ver bana o boş yatağı."

Ertesi sabah gemici hesabi ödemeye indiğinde resepsiyonist sormuş:

"Nasıl, uyuyabildiniz mi?"

"Çok güzel uyudum." demiş gemici...

Resepsiyonist şaşırmış.

"Yanınızdaki müşteri hiç horlamadı mı?"

"Hayır, hiç horlamadı."

"Ama nasıl olur?"

"Odaya girince yanağından 'Merhaba güzel çocuk' diye bir makas aldım.

Sabaha kadar gözlerini kırpmadan yatakta oturdu...


9 Ocak 2024 Salı

Maskeli baloda özgün bir kompozisyon.

Temel maskeli balo yarışmasında kompozisyonuyla birinci gelmiş.

Kompozisyona göre Temel "Çırılçıplak, kafasında gaz maskesi, elinde bir demet çiçek ve orasında sallanan bir prezervatif" ile yarışmaya katılmış.

Juriye neden Temel'i birinci seçtiğini açıklarken; "Çıplaklık fakirliği, gaz maskesi hava kirliliğini, prezervatif bedensel kirliliği, bir demet çiçek ise doğayı simgeliyor." diye belirtmiş.

Bunu duyan Temel itiraz etmiş.

"Hayır. Ben bunu demek istememiştim. Kaput kullanmak, çiçeği gaz maskesiyle koklamaya benzer." demek istemiştim."

Torbadan ses gelmiyorsa ne anlama gelir?

Ahlaksız bir kadının beraber olduğu birçok erkek varmış.

Bir gün bunlardan biri olan Temel, kocası işteyken kapıyı çalmış.

Kadın erkeği içeri almış.

Fakat kısa süre sonra yeniden kapı çalmış.

Kadın "Eyvah, kocam!..." diye bağırmış.

Temeli hemen bir torbaya sokmuş.

Kadın kapıyı açınca ne görsün?

Kapıyı meğer başka bir sevgilisi çalıyormuş.

Tabi kadın bozuntuya vermemiş.

Onu da içeri almış.

Temel torbada dururken adamla muhabbete başlamış.

Bir süre sonra bir kapı tekrar çalmış.

Kadın yine "Eyvah kocam!" diye bağırmış.

İkinci adamı da bir torbaya koymuş.

Bu olay birkaç kez tekrarlanmış.

Bundan sonra kapıyı gerçekten kocası açmış.

Kocası bir bakmış ki odada bir sürü torba var.

"Bunlar ne?" diye sormuş.

Karısı pazardan alışveriş yaptığını, aldıklarını torbaya koyduğunu söylemiş.

Bunun üzerine adam birinci torbaya sıkı bir tekme atmış.

Torbadan "gıtgıt gıdaaak..." diye ses gelmiş.

Torbada tavuk olduğunu düşünen adam ikinci torbaya tekme atmış.

"Meee.." diye ses gelince de bu torbada kuzu var diye düşünmüş.

Sıra Temel'in içinde olduğu torbaya gelmiş.

Adam bir tekme atmış ama ses gelmemiş.

Adam bir tekme daha atmış ama yine ses gelmemiş.

Üçüncüye bir tekme daha atınca torbadan Temel'in sesi duyulmuş:

"Lan hayvan oğlu hayvan. Ses gelmiyorsa ya patates veya soğandır işte. Ne diye tekme atıp duruyorsun?"

8 Ocak 2024 Pazartesi

Çıplaklar kampının kuralları

 Yaşlı adam dul kaldıktan sonra, vakit geçirmek için turla, Avrupa seyahatine çıkmış. Konakladıkları otelde, yerel gazetede gördüğü 'çıplaklar kampı' ilanı üzerine kampa gitmeye karar vermiş. Tur operatörüne giderek:

- "Ben hasta oldum. Bu nedenle, 'bir haftalık çevre illeri gezisine' gidemeyeceğim, dönüşte beni buradan alın." diyerek, doğru çıplaklar kampının yolunu tutmuş. Yaşlı adam, kampın kapısından içeri girmiş, her taraf yemyeşil, deniz masmavi, resepsiyonda iki tane çıplak kız. Kızlardan biri:

- "Hoş geldiniz efendim."

- "Hoş bulduk yavrucuğum"

- "Ne kadar kalacaksınız?"

- "Bir hafta." demiş.

Kayıtlar yapılmış. İhtiyar adam odasına yerleştikten sonra, kurallar gereği soyunarak aşağı inmiş. Ancak utanıyor, önünü, arkasını tutarak, ağaçların arasında gezerken, uzakta çıplak bir esmer hatun görünce bizim altmışlık ihtiyarın yaşlı kuşu havalanmaya başlamış. Tam o esnada çalıların arasından sarışın bir kız çıkmış ve:

- "Buyrun efendim. Beni çağırdınız."

- "Çağırmadım."

- "Çağırdınız efendim, kuş havalanınca ben gelirim." demiş.

İhtiyar oracıkta işi bitirip, bir de teşekkürden sonra, uzaklaşmış. Bizim ihtiyar inanamamış. Cennette olduğunu zannederek, çimlere uzanıp yorgunluk atmaya başlamış. İşte o rehavetle 'zooorrrt' diye bir gaz koyvermiş. O anda çalıların arasından NBA basketbolcusu gibi bir zenci çıkmış. Kalın bir sesle:

- "Buyrun beni çağırdınız."

- "Kimseyi çağırmadım evladım."

- "Çağırdınız efendim, zooorrrt yapınca ben gelirim" demiş ve bizim moruğu halletmiş. Bizim ihtiyar arkasını tuta tuta, homurdanarak, eşyasını toparlamış, doğru resepsiyona hesabını kesmeye gelmiş. Resepsiyondaki kız:

- "Nereye gidiyorsunuz efendim, daha geleli iki saat oldu. Daha birçok sürprizimiz var."

- "Kızım bana bak, ben altmış yaşındayım. Benim kuş, haftada bir kaç defa havalanır ama ben günde en az 20 defa osururum."

5 Ocak 2024 Cuma

Prezervatif ne zaman çıkarılmalıdır?

 Temel ile Cemal randevu evine gitmişler.

Girişte ikisine de prezervatif vermişler.

Ama köyden ilk defa çıkan Temel ve Cemal bunun ne olduğunu anlamamışlar.

"Bu nedir?" diye sormuşlar.

Görevli kadın "Bunu cinsel organınıza takın, yoksa bizden çocuğunuz olur?" demiş.

Neyse...

İki kafadar işlerini halledip köylerine dönmüşler.

Ertesi gün tarlaya çift sürmeye gitmişler.

Hava çok sıcak olduğundan, çift sürerken bol bol su içmişler.

Bir süre sonra iki eli ayaklarının arasında sıkıntı içinde kıvranan Temel traktörden inerek Cemal'in yanına gelmiş.

"Ula Cemal... Ben çok sıkıştım. Artık dayanamıyorum." demiş.

Cemal "Bende sıkıştım ama...." diyecek olmuş.

Temel onun sözünü kesmiş.

"Aması maması yok Cemal. Bu kaputları çıkarıp işeyelim. Artık o kadınlardan çocuğumuz olacaksa da olsun. Yoksa çatlayacağız." demiş.

1 Ocak 2024 Pazartesi

Tıp alanında kullanılan yeni teknolojiler ve inanılmaz sonuçları.

 Zengin bir adam çekap yaptırmak için bir hastahaneye gider.

Adamı bir doktorun odasına götürürler.

Doktor "Beyefendi. Eskiden birçok tahlil yapılıp birçok doktora muayene olunuyordu. Ama yeni bir bilgisayar sistemi geliştirildi. Sadece idrarınıza bakarak tek bir işlemde çekap yapmak mümkün. Dilerseniz size bunu uygulayalım. Vakit harcamamış olursunuz." der.

Bu adama ilginç gelir.

"Deneyelim bakalım, doğru mu?" der.

Doktor kendisine bir kavanoz verip tuvalete gönderir.

Adam biraz sonra kavanoz idrarla dolu halde geri gelir.

Doktor kavanozu bilgisayarlı sistemin idrar haznesine döker.

Bir dakika geçmeden bilgisayarın bağlı olduğu yazıcı sonuçları yazmaya başlar.

Doktor çıktıyı alıp inceler.

"Beyefendi, maşallah. Hiçbir ciddi rahatsızlığınız yok. Yalnız tenis oynayanlarda olan bir bilek eğriliğiniz var." der.

Adam itiraz eder:

"Doktor bey, siz ne diyorsunuz? Ben hayatımda tenis oynamadım. Bu alet hiçbir işe yaramıyor veya bozuk."

Doktor sakin bir şekilde cevap verir:

"Mümkün değil beyefendi. Şimdiye kadar birçok kişiye bu testi uyguladık. Hepsi doğru çıktı. Ancak içiniz rahat etsin diye yarın bu testi bir defa daha yapalım. Siz şu kavanozu alın. Evde doldurup yarın sabah getirin."

Adam doktora çok kızar ama belli etmez. 

Eve gidince doktora makinenin çalışmadığını ispatlayarak iyi bir ders vermek ister.

Hemen kavanozu alıp yarısını dolduracak kadar işer. Sonra arabasının kaputunu kaldırıp motor yağından birkaç damlayı şişeye damlatır.

Eve girince durumu karısı ve kızına anlatır.

Onlar da kavanoza bir miktar idrar yaparlar. 

Adam bununla da yetinmez.

Mastürbasyona yapıp spermlerini şişeye akıtır.

Ertesi sabah heyecanla hastaneye gider.

Şişeyi doktora verir.

Doktor sıvıyı bilgisayar sisteminin haznesine döker.

Bilgisayar uzun bir süre "Trrrtttt." diye ses çıkarır. Sonra da yazıcıdan raporu yazmaya başlar.

Fakat rapor bir öncekine göre daha uzundur.

Bunu gören doktor merakla raporu alır.

Adam eğlenmek için merak ediyormuş gibi sorar:

"Ne oldu doktor bey. Rapor çok uzun. Umarım kötü bir şey yoktur."

Doktor düşünceli bir şekilde cevap verir:

"Bilgisayarımızın raporu ilginç gerçekten. Raporda arabanızın yağ değişim zamanının geldiği, kızınızın hamile olduğu, karınızda bel soğukluğu olduğu yazıyor. Ayrıca koyu renkle bir şey daha eklenmiş. Eğer böyle masturbasyon yapmaya devam ederseniz bileğinizdeki eğrilik daha da artacakmış."


 

Loto çekilişlerinde hile mi yapılıyor?

 Amerika'da bir benzinliğin girişinde "Depoyu dolduran bedava çekiliş hakkı kazanır, çekilişte kazanana bedava seks garanti." yazıyormuş.

İki kafadar bu yazıyı görünce hemen benzinliğe girmiş.

Depoyu doldurduktan sonra çekilişe katılmak istediklerini söylemişler.

Bunun üzerine pompacı "Kafamdan birden ona kadar bir sayı tuttum, bir sayı söyleyin, tutturursanız bedava seks kazanacaksınız." demiş.

Bunun üzerine biri "Yedi..." demiş.

Pompacı "Maalesef tutturamadınız. Aklımdan üç rakamını tutmuştum." diye cevap vermiş.

Bizimkiler "Tüüühhh..." diye hayıflanıp arabaya binmişler ve gitmişler.

Birkaç gün sonra tekrar aynı benzinliğe girip depoyu doldurmuşlar.

Aynı şekilde bir rakam söyleyip tutturamamışlar.

Bu olay birkaç defa tekrarlanmasına rağmen bir türlü rakamı tutturamayınca arkadaşlardan biri diğerine "Bana bak. Bu adamlar bizi kandırıyor olmasınlar. Her seferinde bizim söylediğimiz numaradan başka bir numara tuttuklarını söylüyorlar." demiş.

Diğeri hemen itiraz etmiş:

"Yo kardeşim, kandırmıyorlar. Biz denk getiremedik. Denk getiren oluyor. Mesela iki gün önce kız kardeşim tutturmuş."

Daha fazlasını istemekten çekinmeyin.

 Temel nadir görülen bir hastalıktan mustaripmiş.

Doktor birçok tetkik ve muayeneden sonra bazı ilaçlar yazmış ve yeni doğum yapmış bir kadının sütünden biraz içmesinin hastalığa iyi geleceğini söylemiş.

Dışarı çıkan Temel, nereden bulsam, kimden istesem diye düşünürken arkadaşı İdris'in karısının yeni doğum yaptığı aklına gelmiş.

Doğru İdris'in evine gitmiş.

Kapıyı İdris'in eşi açmış.

İdris evde olmadığından Temel bir şey söylemek istememiş.

Ama kadın hoş beşten sonra neden geldiğini ısrarla sorunca Temel durumu anlatmış.

Kadın "Amaaan... Ne olacak sanki. İdris bir şey demez. Gir içeri de seni biraz emzireyim." demiş.

Temel içeri girmiş, kadın göğsünün birini açmış ve Temel emmeye başlamış.

Fakat bir süre sonra kadın tahrik olmuş.

"Temeeelll..." demiş. "Başa bir şey daha ister misin?"

Temel çekinerek "Ayıp olmaz mı?" diye sormuş.

Kadın "Neden ayıp olsun ki? Ne istiyorsan söyle." diye işveli bir şekilde cevap vermiş.

Bunun üzerine Temel "O zaman bir iki bisküvi ver de sütle beraber yiyeyim. Sade süt içilmiyor." demiş.