Temel askerde eğitimdeyken komutan sorar:
– Temel, düşman üstüne nasıl saldırırsın?
Temel cevap verir:
– Bağıra bağıra!
Komutan şaşırır:
– Neden bağıra bağıra?
Temel gülerek:
– Hem korkar hem de benim geldiğimi anlar.
21 Kasım 2024 Perşembe
Asker Temel Düşmana Nasıl Saldırır?
1 Ekim 2024 Salı
Oğlu ile balık avına gitmek isteyen baba.
Üsmen Aga'nın küçük oğlu balığa gitmeye karar vermiş.
Çantasını kontrol eden annesi 3 litre rakı olduğunu görünce oğlunu kulağından tutup Üsmen Aga'nın yanına götürmüş.
"Üsmen, oğlan balığa gidiyor ve yanına 3 litre rakı almış. Şuna bir şey söyle lütfen." diye bağırmış.
Üsmen Aga heyecanla ayağa kalkmış ve "Oğlum, seni yalnız gönderemem. Ben de seninle geliyorum." demiş.
21 Nisan 2024 Pazar
Amerikalıların yanlış yaptığı şeyler.
Amerikalı bir asker trene biner.
Tüm vagonları dolaşır ama boş bir koltuk bulamaz.
Sonunda bir İngiliz kadının oturduğu koltuğun yanında köpeğinin oturduğunu görür.
Asker kadına sorar:
"Buraya oturabilir miyim?"
Kadın yüzünü buruşturarak cevap verir:
"Görmüyor musun? Köpeğim oturuyor. Çok kabasın."
Bunun üzerine asker oradan uzaklaşır ve tüm vagonları dolaşır fakat yine boş bir yer bulamaz.
Bunun üzerine kadının yanına döner ve "Lütfen hanım efendi. Buraya oturabilir miyim? Uzun bir görevden dönüyorum ve çok yorgunum" der.
İngiliz kadın askere küçümser bir tavırla bakar ve "Hem kaba hem kibirlisin. Zavallı küçük köpeğimi aşağılıyorsun." der.
Bunun üzerine asker hiçbir şey söylemeden koltukta oturan köpeği ensesinden kavrar, pencereyi açar ve dışarı atar.
Ondan sonra da boş koltuğa oturur.
Bunu gören kadın dehşet içinde çığlık atıp bağırıp çağırmaya başlar.
"Biri bu kaba adama bir şey söylesin."
O sırada kadın ön koltukta oturan kocası ile göz göze gelir.
Hemen ona çıkışır:
"Sen ne biçim erkeksin? Şu kaba adama bir şey söylemeyecek misin?"
Bunun üzerine adam ayağa kalkar.
Askere döner ve der ki:
"Bayım, siz Amerikalılar bazı şeyleri hep yanlış yapıyorsunuz.
Mesela arabayı ters yoldan sürer, eti yanlış elle yersiniz.
Şimdi de yanlış koltukta oturanı camdan attınız."
20 Nisan 2024 Cumartesi
İslam'ın şartı kaç?
Temel asker olmuş.
Bir gün komutanı askerlere dini konularla ilgi verirken ilgisiz gördüğü Temel'e sormuş:
"Söyle bakalım, İslam'ın şartı kaç?"
Temel hazırlıksız yakalandığı bu soruya aklına gelen ilk cevabı vermiş:
"40'tır komutanım."
Bunu duyan komutanı çok kızmış.
"Ulan, benimle dalga mı geçiyorsun diye bir güzel haşlamış."
Öğlen arasında kışladaki camiye giden Temel'in durumunu fark eden imam ne olduğunu sormuş.
Temel de olan biteni anlatmış.
İmam; "Komutan kızmakta haklı. Senin kendisi ile dalga geçtiğini düşünmüştür. Sen git, komutanı bul ve özür dile. Sorarsa da İslam'ın şartının 5 olduğunu söyle." demiş.
Temel itiraz etmiş:
"Hoca, adam 40'ı kabul etmiyor. 5'i hiç kabul etmez."
14 Ocak 2024 Pazar
Horlamayı kesmenin en kolay çaresi.
Bir gemici geç vakit hotele gelmiş.
Resepsiyoniste boş oda olup olmadığını sormuş.
"İki kişilik bir odada tek yatağım var." demiş, resepsiyon görevlisi. "Aancak pek tavsiye etmem. Çünkü öteki yatakta fena halde horlayan bir delikanlı yatıyor." diye ilave etmiş.
"Ziyanı yok." demiş gemici, "Ver bana o boş yatağı."
Ertesi sabah gemici hesabi ödemeye indiğinde resepsiyonist sormuş:
"Nasıl, uyuyabildiniz mi?"
"Çok güzel uyudum." demiş gemici...
Resepsiyonist şaşırmış.
"Yanınızdaki müşteri hiç horlamadı mı?"
"Hayır, hiç horlamadı."
"Ama nasıl olur?"
"Odaya girince yanağından 'Merhaba güzel çocuk' diye bir makas aldım.
Sabaha kadar gözlerini kırpmadan yatakta oturdu...
9 Ocak 2024 Salı
Askerlikte emirler açık, kısa ve net olmalıdır. Yoksa yanlış anlaşılabilir.
Albay, Binbaşıya; "Yarın sabah dokuzda güneş tutulacak. Bu her zaman görülen değildir. Erleri talim elbiseleri ile alayın talim alanında toplayın da bunu görsünler. Ben de orada bulunup kendilerine gerekli bilgiyi vereceğim. Şayet yağmur yağarsa, tabii bir şey göremeyiz. O zaman erleri, üstü kapalı talimgaha götürürsünüz." demiş.
Bu emri alan Binbaşı Yüzbaşıya; "Albayın emri ile yarın sabah saat dokuzda güneş tutulacak. Bu her zaman görülen bir şey değildir. Şayet hava kapalı olursa bir şey görülemeyecektir. Bu durumda tutulma, kapalı talimgâhta talim elbisesiyle yapılacaktır."
Bu emri alan Yüzbaşı, Teğmene; "Albayın emri ile yarın sabah dokuzda talim elbisesi ile güneş tutulmasının açılış merasimi yapılacaktır. Şayet yağmur yağarsa ki bu durum pek görülen bir olay değildir, Albay kapalı talimgâhta gerekli bilgiyi verecektir." demiş.
Bu emri alan Teğmen, başçavuşa; "Yarın sabah dokuzda hava güzel olursa, talim kıyafeti ile albay tutulacak, Kapalı talimgahta yağmur yağarsa alayın meydanında manevra yapılacak. Çünkü bu her zaman görülen görülen bir bir olay değildir." demiş.
Bunun üzerine Başçavuş askerlere; "Yarın sabah saat dokuzda kapalı talimgâhta Albayı tutacağız. Sabah hepiniz talim teçhizat ile hazır olun." demiş.
Bunu dinleyen askerler kendi aralarında; "Yarın sabah bizim başçavuş Albayı tutuklayacakmış." diye konuşmaya başlamışlar.
31 Aralık 2023 Pazar
El feneri nasıl tutulur?
Amerikalı general, yurt dışı bir tatbikat görevinde yerel bir eskort ayarlar.
Ama askerler görmesin diye kadını hava kararınca çadırına getirir ve jenaratörden elektrik gelse de ışıkları açmaz.
Karanlıkta iş tutmaya dener ama gözleri az gördüğünden çaresiz emir subayını çağırır.
O iş tutarken el fenerini tutmasını ister.
Emir subayı çaresiz denileni yapar.
Fakat general tüm çabalarına rağmen işi beceremez.
Kendinde suç bulamadığından emir subayına kızar.
"Bir fener tutmayı beceremedin." diye azarlar.
"Ver bakalım şu feneri bana. Sen de geç kadının yanına." der.
Emir subayı denileni yapar.
General feneri tutar.
Emir subayı da şevkle kadınla beraber olur.
İşi bitip yataktan kalkınca general bağırır.
"Gördün mü oğlum. Fener işte böyle tutulur."
27 Kasım 2023 Pazartesi
Ördek Böreği ile Asker Bisküvisi
Bölüğüne yeni katılan asker, bölük başçavuşuna dert yanmış:
"Komutanım, bize yemekte ördek böreği verdiler.
Yemin ederim ki içinde bir gram bile ördek eti yoktu."
Başçavuş gülmüş ve "Sen hiç asker bisküvisi yedin mi?" diye sormuş.
Asker; "Evet komutanım. Yedim." diye cevap vermiş.
Bunun üzerine Başçavuş tekrar sormuş:
"Peki, içinden asker çıktı mı?"
17 Ekim 2023 Salı
Asker ve babasının muhabbeti.
Yeni evli bir delikanlı askere gitmiş.
O zamanlar telefon yaygın olmadığından mektup yazarak ailesi ile haberleşmeye başlamış.
Bir süre sonra karısının hamile olup olmadığını merak etmiş.
Babasına bir mektup yazmış.
Mektubun altına da şöyle bir mani eklemiş:
"Ey mektup, var da gel.
Tez haber al da gel.
Bir idik iki olduk.
Üç olduk mu, sor da gel."
Mektubu alıp maniyi okuyan babası durumu anlamış.
Gelinine hamile olup olmadığını sormuş.
Olumsuz cevap alınca oğluna bir mektup yazmış.
Mektubun sonuna da şu maniyi eklemiş:
"Bir dalda iki kiraz.
Biri al biri beyaz.
Tarlan ürün vermedi.
İzin al da gene kaz."
10 Aralık 2021 Cuma
Asker ölümden korkmaz.
Bölük komutanı askerlerini sigarayı bırakmaya teşvik etmek için gazinoya bir yazı astırmış.
"Sigara insanı öldürür!"
Ertesi gün mesaiye gelip gazinoya girdiğinde astırdığı yazının altına bir kağıt yapıştırılmış.
Kağıtta şu yazılıymış:
"Asker ölümden korkmaz."
17 Ağustos 2021 Salı
NİZAMİYEDEKİ BANK
Yeni tayin olduğu Alayı denetleyen Albay, nizamiyedeki bankın başında nöbet tutan iki eri görüp “Neden orada nöbet tuttuklarını” sormuş…
“Bilmiyoruz komutanım, eski komutanımızın emri ile sürekli bu banka nöbet yazılır” diye cevap vermiş askerler..
Merakını yenemeyen Albay bir önceki Alay komutanını telefonla aramış ve sormuş, “Valla bilemiyorum” demiş eski komutan, “Epey önceden konulmuş bu nöbet geleneğini biz de devam ettirdik.”
Israrla üç komutan geriye giderek bu nöbeti ilk koyan 80 yaşındaki Emekli General’e ulaşılmış.
“Affedersiniz efendim, ben sizin 30 yıl önce başında olduğunuz Alayın yeni komutanıyım” diye kendini tanıtmış Albay, “Nizamiyedeki bir bahçe bankının başında iki tane nöbetçi buldum.. Bu nöbeti ilk siz koydurmuşsunuz.. Bu bankın özelliği hakkında bilgi lütfeder misiniz?..
Emekli General “Nasıl olur?” demiş, “Boyası hâlâ kurumamış mı?”
4 Ocak 2018 Perşembe
Meryem Ana.....
Komutanları kısa süre içinde bu ikisinin paraşütle atlamak konusunda Allah vergisi bir yeteneği olduğunu fark etmişler.
Normal paraşüt atlayışlarından sonra bunları serbest paraşütçü yapmışlar.
Serbest paraşüt atlayışında da çok başarılı olduklarını görünce NATO çapında yapılan paraşüt müsabakalarına Temel ve Cemal'i göndermeye karar vermişler.
Temel ve Cemal yarışma için Amerika'ya gitmiş.
İlk atlayıştan önce Amerikalı subay yarışmacıları bir salonda toplamış.
Önce atlayış yapacakları paraşütleri tanıtmış.
Kural gereği atlayış esnasında yapacakları şeyleri de anlatmaya başlamış.
''Arkadaşlar.... Uçağın kapısından atlayınca şu kadar süre serbest düşeceksiniz.
İstediğiniz zaman şu düğmeye basıp paraşütü açarsınız.
Eğer açmazsanız şu yükseklikte paraşüt otomatik olarak açılır.
Eğer açılmazsa yedek paraşütü açmak için şu kolu çekeceksiniz.''
Bu sırada bir yarışmacı sormuş.
''Yedek te açılmazsa ne yapacağız?''
Amerikalı subay gülümseyerek cevap vermiş.
''O zaman Meryem anaya dua ederseniz iyi olur.''
Bu toplantıdan sonra herkes paraşütünü kuşanmış.
Pistte bekleyen uçağa binmiş.
Uçak havalanıp atlama bölgesine gelince kapı açılmış.
Cemal ilk sırada atlamış.
Arkasından da başka ülkelerden askerler atlamış.
Temel ise son sıralarda atlamış.
Cemal belli bir yüksekliğe gelince paraşütünü açmış.
Etrafı seyrederek inerken paraşütü açılmayan Temel'in hız la yanından geçtiğini görmüş.
Temel de onu fark edince bağırmış.
''Ula cemaaaalll... O karının adı neydi?''
19 Aralık 2017 Salı
Memleketin tek askeri ben miyim?
Bir birliğe üst kademeden denetleme maksadıyla bir general gönderilir.
General denetlemeye başlar.
Herkese bazı sorular sorduktan sonra bölüğün en saf askerinin bulunduğu mevziye gelir.
Askere sorar.
''Mehmetçik. Söyle bakalım.... Tam karşıdaki ağaçların arasından bir grup düşman askeri gelirse ne yaparsın?''
Asker hemen cevap verir.
''Komutanım. Hemen nişan alır ateş ederim.''
General bu sefer de askerin sağ tarafını gösterir.
''Peki o zaman... Aynı anda senin sağ tarafından da bir grup düşman askeri geldiğini görürsen ne yaparsın?''
Asker cevap verir.
''Komutanım... Önümden gelenlere bir mermi, onlara bir mermi sırayla atarım.''
Komutan bu sefer de sol tarafından da düşman askerlerinin geldiğini söyleyince asker tüfeği atıp mevziden çıkar.
''Komutanım, başlarım ben böyle işe ama....'' der.
''Memleketin tek askeri ben miyim?''
''Neden bütün düşmanlar benim üzerime geliyor?''
1 Aralık 2017 Cuma
Laz Er.
Bölük komutanı tatbikat hazırlıkları için arazi keşfine çıkacaktır.
Arazide mesafe ölçmek için lazım olur diye beraberinde bir lazer mesafe ölçer (Lazer ışını göndererek mesafe ölçmeye yarayan bir cihaz) götürmeye karar verir.
Fakat bölükteki lazer mesafe ölçer arıza yaptığından onarıma gönderilmiştir.
Bu sebeple habercisini çağırır.
''Oğlum, git bak bakalım diğer bölüklerde lazer mesafe ölçer var mı?
Varsa bölük komutanına söyle ve bir tanesini al getir.''
Haberci ''Emredersiniz.'' diyerek hemen odadan çıkar.
Yarım saat kadar sonra yanında bir askerle bölük komutanının yanına gelir.
Bölük komutanı sorar:
''Bulamadın mı?''
Haberci cevap verir.
''Buldum komutanım. Gelirken de arkadaşı yanımda getirdim.''
Bölük komutanı neler döndüğünü anlamamıştır.
''Oğlum bu askeri niye getirdin? Ben senden lazer mesafe ölçer istemiştim.''
Haberci cevap verir:
''İyi ya işte komutanım.
Ben de Laz er mesafe ölçer getirdim.
Bütün bölükleri araştırdım.
Birkaç tane Laz er buldum.
Ama mesafe ölçmekten bir tek bu anlıyormuş.
Ben de aldım getirdim.''
Bölük komutanı kahkahayı basar.
''Ulan haberci...'' der.
''İyi ki git bir scenner (skener) bul getir demedim.
Kimbilir kimi getirecektin....''
28 Kasım 2017 Salı
Komutanım, nereye gidiyorsun?
Temel askerde paraşütçü olmuştur.
İlk atlayışını da başarıyla yapmıştır.
Fakat ertesi gün ikinci atlayış için paraşütünü aldıktan sonra bölük komutanının yanına giderek ''Komutanım, ben bu gün paraşütle atlamak istemiyorum.'' der.
Bir gün önce gayet başarılı bir şekilde atlayan Temel'in bu isteği üzerine bölük komutanı şaşırır.
''Hayrola Temel! Neden atlamak istemiyorsun?'' diye sorar.
Temel cevap verir:
''Komutanım... Akşa rüyamda ölmüş anamı gördüm. Bana bu gün paraşütle atlamamamı, çünkü paraşütümün açılmayacağını söyledi.''
Bölük komutanı güler.
''Oğlum senin de ne garip batıl inançların varmış. Ölmüş kadın senin rüyana nasıl girsin? Farz edelim ki girdi, paraşütün açılmayacağını nereden bilsin?'' der.
Fakat bir türlü Temel'i ikna edemez.
Bunun üzerine ''Peki o zaman.'' der, ''Al sen benim paraşütümü kuşan, ver ben de seninkini kuşanayım.''
Temel bunu kabul eder ve paraşütleri değişirler.
Uçağa binerler.
Uçak havalanıp atlama bölgesine gelir.
Temel en öndedir.
Hala rüyanın etkisinde olduğundan oldukça heyecanlıdır.
Bölük komutanı ise hemen onun arkasında ve gayet rahattır.
Neyse....
Temel kapıdan aşağıya atlar.
''Bir biiin, iki biiin, üç biiin'' diye sayar ve yukarı bakar.
Paraşütünün açıldığını görünce derin bir nefes alır.
O sırada bölük komutanının paraşütünün açılmadığını ve hızla yere doğru düştüğünü görür.
Yanından geçerken bölük komutanına bağırır.
''Komutanım... Böyle hızlı bir şekilde nereye gidiyorsun?''
Bölük komutanı kızgın bir şekilde cevap verir.
''Öbür tarafa, ananı bulmaya...''
Bizdeki şansa bak...
Temel ve Cemal askerde paraşütçü olmuşlar.
Uzun süren yer eğitiminin ardından ilk defa paraşütle atlamak için uçağa binmişler.
Bölük komutanları kapı açılmadan önce son talimatları vermiş.
''Arkadaşlar...'' demiş.
''Kapı açılınca sırayla atlayacaksınız. Atlar atlamaz size öğrettiklerimizi uygulayın. Unutmayın, siz atlayınca paraşüt kendiliğinden açılacak. Eğer açılmazsa yedek paraşütü açarsınız. Olur da atlama bölgesinden uzağa düşerseniz ben arabayla sizi aldıracağım.''
Bu talimatın ardından uçağın iki kapısı birden açılmış.
Bir kapıdan Temel, diğerinden de cemal atlamış.
Fakat ikisinin de esas paraşütleri açılmamış.
Bunun üzerine yedek paraşütleri açmışlar.
Ama yeden paraşüt te açılmamış.
Temel aşağıya bir bakmış ki atlama bölgesinin de dışına düşüyorlar.
Bunu gören Temel, Cemal'e bağırmış.
''Ula Cemal, bizdeki şansa bak. İster misin şimdi aşağıya indiğimizde bölük komutanı araçları da göndermemiş olsun.''
24 Kasım 2017 Cuma
Kim daha saf?
Öteden beriden konuşurken söz dönmüş dolaşmış habercilerine gelmiş.
Bir bölük komutanı ''Ya, benim haberci o kadar saf bir çocuk ki ne desem inanıyor ve yapmaya çalışıyor. '' demiş.
Bunun üzerine öbürü de ''Sen bir de benim haberciyi göreceksin. Dünyada daha saf biri yoktur.'' demiş.
Bunun üzerine hangisi daha saf anlamak için bir bölük komutanı habercisini çağırmış ve ''Haberci, git bak bakayım ben evde miyim?'' demiş.
Haberci hiçbir şey sormadan ''Emredersiniz komutanım.'' diyerek koşarak uzaklaşmış.
Biraz sonra da gelip tekmil vermiş: ''Evde değilmişsiniz komutanım.''
Bunun üzerine diğer bölük komutanı da kendi habercisini çağırmış ve asker gelince cüzdanından on lira çıkarıp uzatmış.
''Haberci, al şu on lirayı da git bana bir mersedes araba al.'' demiş.
Bu haberci de hiçbir şey söylemeden parayı almış ve koşarak uzaklaşmış.
Yarım saat kadar sonra bu haberci de geri dönmüş ve hiçbir galeride mersedes araba satılmadığını söylemiş.
Haberciler yakındaki bir ağaç altına gidip oturunca bölük komutanları da kimin habercisinin daha saf olduğunu tartışmaya başlamışlar.
O sırada haberciler de bu konu ile ilgili konuşuyorlarmış.
Habercilerden biri ''Yahu arkadaşım, bizim bölük komutanı iyidir hoştur ama çok saf bir adam. Elinin altında telefon var, açıp evde olup olmadığını hemen öğrenebilir ama bu kadar yola beni gönderip boşu boşuna bekliyor.'' demiş.
Diğer haberci atılmış:''Yahu o da bir şey mi? Bizim ki bu gün denetleme hazırlığı için mesaiye geldiğini ve günlerden pazar olduğunu unutmuş, galeriler kapalı olduğu halde beni araba almaya gönderiyor.'' demiş.
Bölük Komutanı Kesmiştir.
Askere gelirken getirdiği para da bittiği için asker parasızlığa dayanamamaya başlamış ama başkasından para istemeye de utanıyormuş.
Bunun üzerine düşünüp taşınmış ve tanrıdan para istemeye karar vermiş.
Saf oğlan oturup bir mektup yazmış.
''Allahım. Durumumu biliyorsun. Ne olur bana yüz lira gönder. Söz, askerden sonra çalışıp o kadar parayla bir hayır yapacağım.''
Mektubu yazmayı tamamlayan asker kağıdı zarfa koymuş ve postalanmak üzere mektup sorumlusuna vermiş.
Mektup sorumlusu da, yazılanları kontrol etmesi için mektupları bölük komutanının masasına bırakmış.
Bölük komutanı odasına gelince mektupları kontrol etmeye başlamış.
Bizim saf askerin mektubunu okuyunca çocuğun durumuna çok üzülmüş ve sanki tanrıdan geliyormuş gibi zarfa para koyup göndermeye karar vermiş.
Ama cüzdanını kontrol ettiğinde sadece 80 lira olduğunu görmüş.
Bunun üzerine 80 lirayı zarfa koymuş ve bir kağıt alarak askere cevap yazmış.
''Sevgili kulum. İstediğin parayı gönderemiyorum. Çünkü şu anda yanımda sadece 80 lira var. Ama söz, en kısa zamanda kalan 20 lirayı da göndereceğim.''
Bölük komutanı sanki postadan gelmiş gibi mektup sorumlusu ile bu askere göndermiş.
Asker, mektubuna cevap geldiği için çok heyecanlanmış.
Hemen mektubu açmış.
İçindeki parayı kontrol etmiş ve 80 lira olduğunu görmüş.
Sonra kağıdı okumuş ve ellerini havaya kaldırmış.
''Ey yüce Allah'ım, sana şükürler olsun. Dualarımı kabul edip hemen paramı göndermişsin. Ama bölük komutanı 20 lirayı kesmiş.''
21 Kasım 2017 Salı
Mehter takımı.
İçerden ''Kim o?'' diye sormuşlar.
''Biz İstanbul'un fethi sırasında şehit olan askerleriz.'' cevabı gelince melekler hemen kapıları sonuna kadar açmışlar ve gelenleri saygıyla içeri almışlar.
Bu olaydan 40 yıl kadar sonra bir gün cennetin kapıları çalındığında her zamanki gibi içeriden yine ''Kim o?'' diye sormuşlar.
''Biz İstanbul'un fethinde şehit olan askerleriz.'' cevabını alan melekler şaşkınlık içinde kapıyı açıp sormuşlar:
''Yahu, o savaşta şehit olanlar 40 sene önce geldi. Siz nasıl bu kadar geciktiniz?''
Gelenlerin başındaki asker cevap vermiş:
''Biz mehter takımındanız.''
4 Kasım 2016 Cuma
İyiki scanner (skenır) getir demedim.
Askeriyede anlatılan komik bir anekdot.
Bir gün bir bölük komutanı arazide dolaşırken bazı noktaların bulunduğu yere olan mesafesini ölçmek istemiş. Habercisine, gidip bir lazer mesafe ölçer (dürbün şeklinde bir cihaz. Dürbün olan kısmından uzaktaki bir noktaya nişan alıp cihazın üzerindeki bir düğmeye basınca cihazdan lazer ışığı çıkıp nişan alınan bölgeye gidiyor ve geri dönüşünde cihaz aradaki zamanı ışığın hızı ile çarparak üzerindeki göstergede mesafeyi otomatik olarak gösteriyor.) getirmesini söylemiş.
-Emredersiniz' diyen haberci selam verdikten sonra hızla bölüğe gitmiş. Uzun bir zaman geçtikten sonra haberci yanında bir askerle geri gelmiş. Elinde de bir şerit-metre varmış.
Bölük komutanı istediği cihaz yerine bir asker ve şerit-metre getiren habercisine çok kızmış.Ama bir şey söylemeden önce durumu anlamak için askeri sorgulamaya başlamış.
-Oğlum, bu askeri niye getirdin. Hem o elindeki şerit-metre de ne. Onunla sen mi ölçeceksin araziyi.
-Yok komutanım. Bu arkadaş ölçecek.
-Niye ki? Sen niye lazer mesafe ölçer getirmedin?
-Komutanım getirdim ya.
-Hani ulan? Nerede?
-Komutanım. Bu arkadaş Karadenizli ve Laz imiş. Gerçi bölükte bir sürü Karadenizli var ama Laz olanı sadece bu arkadaş. Arkadaşa ''Mesafe ölçebilir misin?'' diye sordum, ölçebilirim dedi. Ben de şerit-metreyi ve onu alıp getirdim. Laz er istediniz işte size Laz er. Eh mesafe de ölçebildiğine göre bu Laz er mesafe ölçer diye düşünüp getirdim.
Bölük komutanı duydukları karşısında ne diyeceğini şaşırmış. Gülsün mü, kızsın mı karar verememiş.
Onun bu durumunu gören haberci merak etmiş.
-Komutanım, ne oldu? Neden böyle düşünceli düşünceli bakıyorsunuz?
-Oğlum, şimdi merak ediyorum, acaba ben senden scanner (skennır: bilgisayara atmak için belge veya resmi tarayan cihaz) istesem kimi getireceksin?
Başka fıkra okumak için lütfen tıklayınız.