Değişik Milletlerle İlgili Fıkralar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Değişik Milletlerle İlgili Fıkralar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Aralık 2024 Perşembe

Sarhoş Rus, Timsahın Yemeğini Çaldı

Londra hayvanat bahçesinde adamın biri elinde bir bira şişesi ile yere oturmuş, etrafı seyrediyordu.

O sırada küçük bir kız çocuğu timsahın bulunduğu bölüme düştü.

Bunu gören bira içen adam, şişeyi bir kenara bırakıp hemen timsahın bulunduğu bölüme atladı.

Herkesin korku dolu gözleri önünde timsah kıza zarar veremeden kızı kapıp dışarıya çıktı.

O sırada kızın annesi sevinçle adama yaklaştı ve kızını alıp kucakladı.

Bu manzarayı seyreden kalabalık, hep birden alkışlamaya başladı.

Bir yandan da adamı tebrik ediyor ve "Bravo! Gerçek bir İngiliz'e yakışır şekilde kahramanca davrandınız." diyorlardı.

Kızı kurtaran adam ellerini kaldırıp kalabalığı susturdu.

"Ben İngiliz değilim. Rus'um. Londra'ya gezmeye geldim." dedi.

Bunun üzerine kalabalık dağıldı.

Ertesi gün İngiliz gazetelerinin manşetinde şöyle bir haber yazıyordu:

"Rezalet!... Sarhoş Rus, timsahımızın yemeğini çaldı."

15 Eylül 2024 Pazar

Amerikalılar neden Ay'a gidiyor?

 1969'da Ay'a ilk inen astronotlar Armstrong, Colins ve Aldrin, ay seyahatinden önce Nevada çölünde ay koşullarında epeyce antrenman yaparlar.

Bu hazırlıklar bir kızıl derilinin dikkatini çeker. 

Sorar Aldrin'e:

"Burada ne yapıyorsunuz?" 

-"Ay'a gideceğiz. Onun için burada hazırlık çalışması yapıyoruz." 

Kızılderilinin suratı bozulur. 

Biraz sonra kendini toparlar ve sorar:

-"Ay 'da bizim kutsal ruhlarımız vardır. Size bir mesaj söylesem oraya iletir misiniz?" 

-"Tabii ki memnuniyetle."

"Ama kimseye söylemeyeceksiniz."

"Tamam."

Kızılderili kendi dilinde mesajını zar zor ezberletir astronotlara.

Üsse döndüklerinde dayanamazlar, bir tercüman buldurarak mesajı tercüme ettirirler.

Mesajın tercümesiyle yerlere yatarlar gülmekten. 

Mesajın tercümesi şöyledir:

"Bu ibnelerin söylediklerine sakın inanmayın. Topraklarınızı çalmaya geldiler."

28 Mayıs 2024 Salı

Kendini Suriye'ye yakın hissetmek nasıl bir şey?

 Hatay'ın Yayladağı ilçesinin Topraktutan (Beysun) köyü Türkiye'nin en güney ucundadır.

Burada eskiden bir hudut karakolu vardı.
Oraya giden herkes bir deftere ziyaret anısı olarak duygularını yazardı.
1998 yılında bir gün, deftere baktığımda bir yazı dikkatimi çekti.
Ziyeretçi deftere şunları yazmış:
''Kendimi Suriye'ye hiç bu kadar yakın hissetmemiştim.''

6 Mayıs 2024 Pazartesi

Türkiye'de Amerika'dan mühendis ne zaman getirilir?

 Kastamonu’da yol çalışması yapılıyormuş.

Köylüler eşeğin birini salıp geçtiği yerden yolu geçiriyorlarmış.

O sırada oradan geçmekte olan Amerikalı bir mühendis bunu görmüş.

Ne yaptıklarını merak etmiş.

Gitmiş yanlarına.

“Merhaba dayı, ne yapıyorsunuz?” demiş.

Köylü; “yol yapıyoruz” diye cevap vermiş.

“Eee? Bu eşek ne?” diye sormuş Amerikalı.

Köylü genel prosedürü şöyle bir anlatmış ve eşeğin yolun nereden geçeceğine karar verdiğini söylemiş.

Amerikalı mühendis yerlere yatmış gülmekten.

“Böyle şey mi olur?” diye alay etmiş.

Biraz sakinleşen Amerikalı tekrar sormuş:

“Eşek yolu bulamayınca ne yapıyorsunuz?”

Köylü gülümseyerek cevap vermiş:

“O zaman Amerika’dan mühendis getiriyoruz.”

30 Aralık 2023 Cumartesi

Kölelerin tek arzusu

 Kölelik zamanında Amerika'da bir çiftlikten 10 siyahi köle kaçmış.

Ücra bir yerdeki harabeye dönmüş bir eve sığınıp geceyi orada geçirmeye karar vermişler.

Kullanabilecekleri bir şey var mı diye etrafı kolaçan ederken eski bir lamba bulmuşlar.

Lambanın üzerindeki tozu silmeye kalkınca da içinden bir cin çıkmış.

Cin bunlara "Beni bu lambadaki uzun esaretimden kurtuldunuz. Herkes benden bir dilekte bulunabilir." demiş.

Siyahi kölelerden biri hemen "Beni beyaz bir adam yap ki bir daha köle olmayayım." demiş.

10 siyahiden biri olan ve hin biri olan köle gülmüş.

Diğerleri ise bu fikri mantıklı bulup sıra kendilerine gelince aynı şekilde beyaz olmalarını dilemişler.

Bu dilekleri derhal gerçekleşmiş ve hepsi beyaz olmuş.

Bizim hin siyahi her beyaz olma talebinde gülüyormuş.

Sıra ona gelince cin onun isteğini sormuş.

Hin siyahi gülmeye devam ederek "Bunların hepsini tekrar zenci yap." demiş.

29 Aralık 2023 Cuma

İngiliz'in cesareti

 İkinci Dünya Savaşı sırasında Londra'da bulunan Macar Gazeteci George Mikes bir gün bir pub'a gider.

Bir bira söyler ve yavaş yavaş içmeye başlar.

O sırada Alman hava taarruzunu haber veren sirenler çalar. Bunun üzerine George'un yanında barda oturan bir İngiliz panik halinde kendini yere atar ve bir masanın altına doğru sürünüp orada hareketsiz bir şekilde bekler.

Bir süre sonra tehlike geçti sirenleri çalınır. İngiliz masanın altından kalkar.

Tüm bu olaylar sırasında hiç istifini bozmadan barda oturup birasını yudumlamaya devam eden George'un yanına gelir.

"Ne o? Bakıyorum da korkudan yerinden bile kıpırdayamadın." der.

26 Aralık 2023 Salı

Nasır ve Kruşçev

 Kruşçev Mısır'ı ziyarete gitmiş.

Başkenti gezdirip kalacağı saraya getirmişler.

Nasır merakla sormuş:

"Ülkemi nasıl buldunuz?"

Kruşçev "Çok güzel ama bir de insanları uluorta sokaklarda işemeseler daha iyi olurdu." demiş.

Nasır buna çok bozulmuş ama bir şey dememiş.

Bir sonraki yıl bu sefer Nasır Moskova'ya gitmiş.

Kruşçev Nasır'ı arabasına almış, Moskova'yı gezdirmeye başlamış.

Nasır bir önceki yılki hakaretin intikamını almak istediğinden dikkatle etrafa bakıp sokağa işeyen birini aramaya başlamış.

Ama ne gezer?

Sokağa işeyen tek bir kişi bile görememiş.

Tam Kremlin'e dönüp içeri gireceklerken sarayın dışında ayaklarını açıp duvara işeyen birini görmüş.

Heyecanla bunu Kruşçev'e göstermiş.

Kruşçev çok şaşırmış.

Arabadan inmiş, Nasır da onu takip etmiş.

Sarayın duvarına işeyen adamın yanına gitmişler. 

Kruşçev adama seslenmiş:

"Sen de kimsin be adam?"

İşeyen adam panik içinde düğmelerini ilikleyip toparlanmış.

Mahcup bir şekilde cevap vermiş:

"Mısır büyükelçisiyim efendim."

Kruşçev Küba'da.

 Küba'da yaşanan füze krizi sırasında Kruşçev, Küba'yı ziyaret edecekmiş.

Kübalılar toplanmış ve ona nasıl bir hediye vereceklerini tartışıyorlarmış.

Uzun tartışmalardan sonra ülkenin en meşhur ressamını çağırmışlar.

"Bir tablo yap. Adı da Kruşçev Küba'da olsun." demişler.

Ressam itiraz etmiş:

"Ben adamı hiç görmedim. Adam hayatında hiç Küba'ya gelmedi. Böyle bir resmi nasıl yapayım?"

Bu sırada Küba'yı gezmeye giden Temel yanlışlıkla tartışmaların yaşandığı binaya girmiş ve konuşulanları duymuş.

Hemen toplantının yapıldığı odaya girmiş ve : "İstediğiniz resmi ben yaparım. Karşılığında da bir sandık puro isterim."

Kübalılar bu öneriyi kabul edip Temel'e bir sandık puro ve resim malzemesi vermişler.

Temel binanın bodrum katındaki bir odayı atolye haline getirmiş.

Çalışmaya başlamış.

Daha bir hafta dolmadan Kübalıları çağırmış.

Resim sehpasında bir tuval varmış ve üzeri bir bezle örtülüymüş.

Temel tuvali gösterip "İşta istediğiniz resmim." demiş.

Kübalılar heyecanla bezi kaldırmışlar.

O da ne? Hepsi dona kalmış.

Resimde bir kadın ve bir erkek çırılçıplak yatakta sevişir vaziyetteymiş.

Küba Turizm Bakanı "Bu da ne böyle?" diye gürlemiş.

"Bu kadın da kim?" diye sormuş istihbarat başkanı.

Temel gülümseyerek cevap vermiş:

"Kruşçev'in karısı."

"Peki yanındaki adam kim?" diye sormuşlar.

Temel "Kruşçev'in uşağı." diye cevap vermiş.

Bunu duyan Kübalılar hep bir ağızdan bağırmışlar:
"Peki ama Kruşçev nerede?"

Temel gülümseyerek cevap vermiş:

"Kruşçev Küba'da"


20 Aralık 2023 Çarşamba

Çinli ve Amerikalı doktorlar arasında ne fark var?

 Bir Amerikalı Çin'e gezmeye gider.

Kaldığı süre boyunca prezervatif kullanmadan birçok kadınla beraber olur.

Memleketine döner.

Fakar bir süre sonra cinsel organı mosmor olur.

Ağrıdan yürüyemez hale gelir.

Hemen bir bevliyeciye (doktora) gider.

Doktor adamı muayene ettikten sonra üzgün bir yüz ifadesi ile anlatmaya başlar:

"Ne yazık ki Çin VD virüsü kapmışsın.

Bu hastalık çok nadirdir ve herhangi bir tedavisi yoktur.

Tek çare ameliyatla cinsel organını kesip atmaktır."

Adam şok olur.

Doktorun ameliyat günü randevu teklifini dinlemeden hastaneden çıkaar.

Çin mahallesine gidip geleneksel Çin tıbbı da bilen bir Çinli doktora gider.

Çinli doktor adamı muayene ettikten sonra sakin bir şekilde, öok nadir görülen Çin VD virüsünü kaptığını, ama bunun ölümcül bir hastalık olmadığını söyler.

Adam çok rahatlar.

Amerikalı doktora gittiğini, onun ameliyatla cinsel organı kesmek gerekir dediğini söyler.

Çinli doktor başını iki yana sallayarak konuşmaya başlar:

"Bu Amerikalı doktorlar hep aynı. 

Tek dertleri para kazanmak.

Seni ameliyat edip parayı cebe atacakmış.

Halbuki buna hiç gerek yok.

İki hafta bekleyince penis kuruyup zaten kendiliğinden düşer."

İtalyan kadın ve çocukları

 Bir adamın bir İtalyan kadınla ilişkisi varmış.

Bir akşam kadın adama hamile olduğunu söylemiş.

Adam evli olduğundan ve evliliğine zarar vermek istemediğinden kadına büyük bir miktarda para verip İtalya'ya gitmesini ve orada gizlice çocuğu doğurmasını önermiş. Adam, eğer kadın İtalya'da yaşar ve çocuğu büyütürse, çocuğun masraflarını da karşılamaya söz vermiş.

Kadın kabul etmiş.

Tam gitmeye hazırlanırken kadının çocuğu doğurduğunu nasıl haber vereceği konusunu tartışmışlar.

Sonunda kadının ona "Spagetti on the back." diye bir mektup göndermesine karar vermişler.

Aradan 9 ay kadar bir zaman geçmiş.

Adam bir akşam işten eve gelince karısı şaşırmış bir yüz ifadesiyle onu karşılamış.

"Tatlım..." demiş.

"Bu gün sana çok acayip bir posta kartı geldi."

Adam merakla sormuş:

"Gerçekten mi? Ver bakalım ne yazıyor?"

Kadın kartı uzatmış.

Adam kartı okuyunca renkten renge girmeye başlamış.

Kartta "Spagetti, spagetti, spagett, ikisi köfteli, diğeri köftesiz. Acil ilave sos gönder." yazıyormuş.



İrlandalılar ne kadar bira içer?

 İş gezisi için İrlanda'ya giden bir Amerikalı pub'a girmiş.

"Ben İrlandalıların çok içtiğini duydum. 

Bunun abartıldığına inanıyorum.

Eğer doğru diyorsanız iddiaya varım.

Art arda hiç ara vermeden 10 bardak bira içene 500 dolar vereceğim."

Bardan hiç ses çıkmamış.

Sadece bir adam kalkıp hemen bardan çıkmış.

Bunun üzerine Amerikalı bara oturup bir içki ısmarlamış ve içmeye başlamış.

30 dakika sonra biraz önce bardan çıkan İrlandalı geri dönmüş.

Amerikalının yanına gelmiş.

"Biraz önceki sözün hala geçerli mi?" diye sormuş.

Amerikalı "Evet." diye cevap vermiş.

Bunun üzerine İrlandalı barmene 10 bardak Guinness birası doldurup getirmesini söylemiş.

Barmen biraları getirince adam, nefes bile almadan 10 birayı artarda içmiş.

Amerikalı gördükleri karşısında şaşırmış ve çaresiz son bira bitince 500 dolar çıkarıp adama vermiş.

Bu arada Amerikalının aklına bir şey takılmış.

"Afedersiniz, size bir soru sorabilir miyim?" demiş.

İrlandalı "Elbette.." diye cevap vermiş.

Amerikalı "Biraz önce, ben iddiayı ilk defa ortaya attığımda sen hızla bardan çıktın ve yarım saat sonra geri geldin. Neden?" diye sormuş:

İrlandalı cevap vermiş:

"Yandaki bara gidip 10 bardak bira söyledim. Yapabilir miyin diye denemek için 10 birayı art arda içtim. Yapabildiğimi görünce geri döndüm." 

5 Aralık 2023 Salı

Alman travestinin ölümünün ardından ağlayan Türkler.

 (Gerçek olay. Seyrettiğim bir videoda olayı yaşayan adam anlattı.)

Almanyada yaşayan bir adamı aynı mahallede oturan bir Alman aramış.

"Kardeş, siz cenaze işleri ile uğraşıyor muşsunuz. Bizim cenazemiz var. Ama kimimiz kimsemiz yok. Bizim cenazeyi kaldırmaya yardım eder misiniz?" demiş.

Bizim Türk "Tamam." demiş.

Tam toparlanıp yola çıkacakken Alman tekrar aramış.

"Yalnız, bize bir ağlama ekibi de lazım." demiş.

Bizim Türk, arkadaşlarından bir ağlama ekibi ayarlamış.

Hep beraber cenaze evine gitmişler.

Alman, yanlarına gelip 300 Eoru'yu bizim Türk'ün cebine koymuş.

Parayı görünce bizim Türk ve arkadaşları feryan figat ağlamaya başlamışlar.

Parayı hak etmek için işi biraz da abartmışlar.

Bunları gören her ziyaretçi "Başınız sağolsun." deyip ceplerine 50'şer Euro sokuşturmuş.

Bizim Türk; "Kendimi pavyonda iyi oynayan karılar gibi hissettim." diyor.

Neyse...

Bir süre sonra bir Alman yanlarına gelmiş.

"Ya, bu ölen sizin neyiniz oluyor?" diye sormuş.

Bizimkiler de "Arkadaşımızdı. Çok samimiydik." diye cevap vermiş.

Bunun üzerine Alman; "Merhum travesti idi. Siz de mi travesti veya eşcinsel siniz?" demiş.

Bizimkiler hiç bozuntuya vermemiş.

O sırada bir başka Alman yanlarına gelip 1000 Euro vermiş.

Bizim Türk diyor ki:

"Eğer 1000 Euro daha verseydi, travesti mıravesti demez bayılana kadar ağlardık."

4 Aralık 2023 Pazartesi

Kızılderililerin hava durumunu tespit etme yöntemleri

Bir film ekibi, çölün kızgın güneşi altında çekim yapmaktadır. 
Zor şartlar altında çalışırlarken, ihtiyar bir Kızılderili sete doğru yaklaşır ve yönetmenin yanına giderek" Bu gün sıkı çalışın. 
Yarın yağmur yağacak Çekim yapamazsınız." der ve uzaklaşır.
Yönetmen buna bir anlam veremez ve ertesi gün çekim için gelir ama yoğun bir şekilde yağmur yağdığından çekim yapamaz.
Bu sırada aynı ihtiyar Kızılderili yönetmenin yanına gelir. 
"Yarın sadece yağmur değil, fırtına da var. 
Boşuna gelmeyin." der ve yine uzaklaşır.
Gerçekten de ertesi gün korkunç bir fırtına olur.
Bunu gören yönetmen yardımcılarına seslenir:
"Çabuk gidin ve o yaşlı Kızılderili'yi bulup bana getirin." 
Yardımcıları yaşlı adamı bulurlar.
Yönetmenin yanına götürmek isterler ama adam gelmez. 
Yalvarırlar yakarırlar ama ikna edemezler.
Sonunda çok büyük bir ücret öderler gelmesi için. 
Kızılderili yönetmenin yanına gider.
Yönetmen ona iş teklif eder.
Görevi, her gün kendisine ertesi günkü hava durumu hakkında bilgi vermektir.
Bunun için yüklü bir yevmiye alacaktır.
Kızılderili bu teklifi kabul eder.
Adamın hava tahminlerinin tümü tutar.
Yönetmen de aksaklık yaşanmadan filmi çekmeye devam eder. 
Fakat bir gün Kızılderili hava durumu hakkında hiçbir şey söylemez.
Yönetmen, yeteneklerinde bir tıkanma yaşıyor diye hoş görür ve soru sormaz.
Ama aradan dört beş gün geçmesine rağmen Kızılderili yine hava durumu hakkında hiçbir şey söylememektedir.
Yönetmen yaşlı adamı karşısına alır ve "Bana bak, sana tomarla para ödüyorum ama dört beş gündür hava durumu hakkında hiçbir şey söylemiyorsun. 
Eğer böyle devam edersen seni işten atacağım." der.
Kızılderili mahcup bir şekilde cevap verir:
"Yahu bilsem söylemez miyim? Radyom kırıldı. Hava durumunu dinleyemiyorum."

28 Kasım 2023 Salı

Başkasının bisikletini süreni öldürürler.

 Eric, Afrika'ya gitmiş.

Savana'daki bir kabilenin köyüne gitmiş ve kabile şefinin ricası üzerine ona İngilizce öğretmeye başlamış.

Eric, "Lion (aslan)" demiş, şef tekrarlamış.

Eric "tiger (kaplan)" demiş, şef tekrarlamış.

Bu şekilde kelime ezberleterek şefe, çat pat anlaşabilecek kadar İngilizce öğretmiş.

İleri seviye İngilizce öğretmek için Eric, Şef nereye giderse onunla beraber gidip gün boyunca İngilizce konuşmaya başlamış.

Bir gün çalılık bir bölgedeki bir patikada yürüyorlarmış.

Çalılar arasında seks yapan bir adamla kadın görmüşler.

Eric, onları görünce biraz utanmış.

Şefe ne diyeceğini bilememiş.

Olayı şakaya vurmak için "Adam, bisiklet sürüyor galiba." demiş.

Şef buna gülmemiş.

Aksine aşırı sinirlenmiş ve mızrağını kaldırıp adama nişan almış.

Bunu gören Eric, Şefin mızrağından tutmuş.

"Ne var bunda bu kadar kızacak? Neden adama mızrakla nişan alıyorsun.?" demiş.

Şef Eric'i ittirmiş ve mızrağıyla tekrar nişan almış.

Bu sırada düştüğü yerden kalkan Eric'e:

"O bisiklet, benim bisikletim, fakat o sürüyor." demiş.


26 Kasım 2023 Pazar

İrlandalı bebek sünnet edilince ne olmuş?

 Bir İrlandalı adam Londra'daki bir barda içki içiyormuş.

Birden telefonu çalmış.

Telefonu açıp konuştuktan sonra İrlandalı barmene; "Karısının 7 kilo kadar ağırlıkta tipik bir İrlandalı erkek çocuk doğurduğunu, bunu kutlamak için kendi hesabına yazılmak üzere bardaki herkese bir içki vermesini" söylemiş.

Ne barmen, ne de barda oturanlar 7 kilo ağırlığında doğan bir bebek olabileceğine inanmamış.

İrlandalı kestirip atmış:

"Bu ağırlık, bizde doğan erkek çocukları için ortalama bir ağırlık. Benim oğlum da tipik bir İrlandalı bebek. İster inanın ister inanmayın ama bizde durum bundan ibaret."

Bardan çıkar çıkmaz İrlanda'ya gidip karısını ve yeni doğan bebeğini gören İrlandalı iki hafta sonra Londra'ya dönmüş.

Döner dönmez de bara gelmiş.

Adamı tanır gibi olan barmen sormuş:

"Sen, şu 7 kilo doğan erkek çocuğun babası değil misin? Herkes iki haftadır bebeğin ne kadar büyük olduğunu konuşuyor. Herhalde gidip bebeği gördün. Tartmışsındır da. Lütfen bize 2 haftadan sonra şimdi bebeğin kaç kilo olduğunu söyler misin?"

Gururlu İrlandalı baba cevap vermiş:

"4.5 kilo..."

Barmen şaşırmış.

Merakla sormuş:

"Ne oldu ki? Sen ili hafta önce doğduğunda bebeğin 7 kilo kadar çektiğini söylemiştin."

İrlandalı içkisinden bir yudum alıp yutmuş.

Islak dudaklarını gömleğinin koluna silmiş.

Barmene bakmış ve gururlu bir edayla cevap vermiş:

"Biz onu sünnet ettirdik. Sünnetten sonra tarttık. 4.5 kilo geldi."


Rusya'ya giden işçiler neden karısını yanında götürmez?

 Rusya'daki bir firmada çalışan bir adama sormuşlar:

"Neden Rusya'ya giderken eşini de beraber götürmüyorsun?"

Adam cevap vermiş:

"Sen Çorum'a gidecek olsan, yanında leblebi götürür müsün?"

25 Kasım 2023 Cumartesi

Hırsız yakalayan robot.

 Japonlar hırsız yakalayabilen bir robot yapmışlar.

Tanıtım için tüm ülkeleri dolaştırıyorlar.

Robot Almanya'da 5 dakikada 10 hırsız yakalamış.

İngiltere'de 5 dakikada 15 hırsız yakalamış.

Tüm Avrupa'yı dolaşıp benzer başarılar gösterdikten sonra robotu Türkiye'ye getirmişler.

5 dakikada ronotu çalmışlar.

22 Kasım 2023 Çarşamba

Amerikalı ve İspanyol arasındaki bakış farkı

 Amerikalı bir turist, sahilde bir ağaç altında kestiren bir Meksikalı balıkçı görmüş.

Balıkçıya yaklaşıp sormuş:

"Neden uyumak yerine daha fazla balık yakalamıyorsun?"

Meksikalı balıkçı cevap vermiş:

"Ailemi doyuracak kadar balık tuttum."

Amerikalı:

"Peki balık tutmadığın zamanlarda boş vakitlerini nasıl geçiriyorsun?"

Meksikalı:

"Sabah uyanınca sabah kahvaltısı ve ardından sabah keyfi yapıyorum. 

Çocuklarımla oynuyorum.

Eşimle ilgileniyorum.

Akşamları da arkadaşlarımla şarap içip gitar çalıyoruz."

Amerikalı:

"O zaman beni iyi dinle. 

Daha uzun süre balık tutarsan çok para kazanabilirsin.

Kazandığın parayla büyük bir gemi alabilirsin.

Belki de kendi balık işleme fabrikanı açarsın.

Yeterince zengin olunca köyden ayrılıp New York'a taşınabilirsin.

Bütün işlerini oradan yürütürsün."

Meksikalı balıkçı:

"New York'a gittim diyelim. Ya sonra?"

Amerikalı:

"Sonra şirket hisselerini borsaya açıp oradan da milyonlarca dolar kazanabilirsin."

Meksikalı balıkçı:

"Milyonlarca dolar kazanırım demek. Ya sonra?"

Amerikalı:

"Sonra istediğin zaman emekli olabilirsin."

Meksikalı balıkçı:

"Emekli olurum demek. Ya sonra?"

Amerikalı:

"Deniz kenarında küçük bir köye taşınırsın.

Sabah kalkınca güzel bir kahvaltı yapar ardından da sabah keyfi yaparsın.

Biraz balık tutup iyi vakit geçirirsin.

Çocuklarınla istediğin kadar oynayıp eşinle ilgilenirsin.

Akşamları da arkadaşlarınla gitar çalıp şarap içer eğlenirsin."

İspanyol balıkçı:

"Eeee... Ben onları zaten şimdi de yapıyorum."

20 Ekim 2023 Cuma

Eskimolar cennete mi cehenneme mi gidecekler?

 Bir misyoner Eskimoların yaşadığı buzlu alana gitmiş.

Uzun uzun Hristiyanlığı anlatmış.

Bu dine geçerlerse cennete, geçmezlerse cehenneme gideceklerini söylemiş.

Vaazın başından beri onu sessiz bir şekilde ilgiyle izleyen bir Eskimo elini kaldırıp söz istemiş.

Misyoner buyurun deyince de konuşmaya başlamış.

"Söylediklerini dikkatle dinledim. 

Benim merak ettiğim bir şey var.

Eğer sen buraya gelip bunları bize anlatmasaydın, biz de bunları öğrenmeseydi, öldüğümüzde yine cehenneme gider miydik?"

Misyoner gülümseyerek cevap vermiş:

"Olur mu öyle şey? 

Elbette cehenneme gitmezdiniz. 

Hiç haberinizin olmadığı bir dine inanmıyorsunuz diye Tanrı niye size ceza versin ki?"

Bunu duyan Eskimo'nun suratı asılmış.

Kızgın bir şekilde misyonere bağırmış:

"O zaman neden gelip bunları bizi anlattın be o....pu ç.....ğu?" 


21 Ağustos 2023 Pazartesi

Karadenizli, Rus ve Amerikalılar

 Rus fizikçiler, yerin 100 metre altında bakır kablolar bulduklarını, bunun atalarının bundan 1000 yıl önce telefon hatları kullandıklarını kanıtladığını açıklamışlar.

Bir hafta sonra Amerikan gazetelerinde şöyle bir haber çıkmış: 

"Amerikan bilim adamları yerin 200 metre altında 2000 yıl öncesine ait fiber optik kablolar buldular. Bu durum, bu durum Amerikalıların Ruslardan 1000 yıl önce dijital haberleşme sistemleri kullandıklarını göstermektedir."

Birkaç gün sonra da Karadeniz'de yayın yapan bir yerel gazetede şöyle bir haber çıkmış: 

"Karadenizli bilim adamları yerin 500 metre altına kadar kazmışlar ve hiçbir şey bulamamışlardır. Bu durum, Karadeniz'de 5000 yıl önce kablosuz (wireless) iletişim sistemi kullanıldığını göstermektedir."