Zor şartlar altında çalışırlarken, ihtiyar bir Kızılderili sete doğru yaklaşır ve yönetmenin yanına giderek" Bu gün sıkı çalışın.
Yarın yağmur yağacak Çekim yapamazsınız." der ve uzaklaşır.
Yönetmen buna bir anlam veremez ve ertesi gün çekim için gelir ama yoğun bir şekilde yağmur yağdığından çekim yapamaz.
Bu sırada aynı ihtiyar Kızılderili yönetmenin yanına gelir.
"Yarın sadece yağmur değil, fırtına da var.
Boşuna gelmeyin." der ve yine uzaklaşır.
Gerçekten de ertesi gün korkunç bir fırtına olur.
Bunu gören yönetmen yardımcılarına seslenir:
"Çabuk gidin ve o yaşlı Kızılderili'yi bulup bana getirin."
Yardımcıları yaşlı adamı bulurlar.
Yönetmenin yanına götürmek isterler ama adam gelmez.
Yalvarırlar yakarırlar ama ikna edemezler.
Sonunda çok büyük bir ücret öderler gelmesi için.
Kızılderili yönetmenin yanına gider.
Yönetmen ona iş teklif eder.
Görevi, her gün kendisine ertesi günkü hava durumu hakkında bilgi vermektir.
Bunun için yüklü bir yevmiye alacaktır.
Kızılderili bu teklifi kabul eder.
Adamın hava tahminlerinin tümü tutar.
Yönetmen de aksaklık yaşanmadan filmi çekmeye devam eder.
Fakat bir gün Kızılderili hava durumu hakkında hiçbir şey söylemez.
Yönetmen, yeteneklerinde bir tıkanma yaşıyor diye hoş görür ve soru sormaz.
Ama aradan dört beş gün geçmesine rağmen Kızılderili yine hava durumu hakkında hiçbir şey söylememektedir.
Yönetmen yaşlı adamı karşısına alır ve "Bana bak, sana tomarla para ödüyorum ama dört beş gündür hava durumu hakkında hiçbir şey söylemiyorsun.
Eğer böyle devam edersen seni işten atacağım." der.
Kızılderili mahcup bir şekilde cevap verir:
"Yahu bilsem söylemez miyim? Radyom kırıldı. Hava durumunu dinleyemiyorum."
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder