27 Ekim 2018 Cumartesi

Canlı Bomba

Tımarhanenin birinde bir gün isyan çıkmış. Deliler salon gibi bir yerde toplanmış, sağı solu dağıtıyorlarmış.
Doktorlar filan, hiç kimse yaklaşamıyormuş; deli ya!.

Hastanenin başhekimi,  'Bir şey yapmak lazım' demiş ve odasına gidip kitapları karıştırmaya başlamış.

Bir süre sonra odasından çıkmış ve diğer doktorlara şöyle demiş.
- Şimdi doktorlardan biri soyunup koşa koşa delilerin yanına gidecek ve 'Ben canlı bombayım' diye bağıracak, literatüre göre başaracağız!..

Doktorlar kendi aralarında birini seçmişler ve çırılçıplak soymuşlar. Kapıyı açmışlar ve
- Hadi şimdi!.. demiş başhekim...

Çıplak doktor başlamış koşmaya ve bağırmaya:
- Ben canlı bombayım, ben canlı bombayım patlayacağım...
Deliler bakmışlar doktora. Sonra yakalayıp pencereden aşağıya atmışlar.

- Eyvah!.. demiş başhekim...
- Literatüre göre yeniden denememiz lazım deyip başka bir doktoru soymuşlar ve onu da yollamışlar delilerin arasına...

O da çıplak bir vaziyette dalmış delilerin arasına:
- Ben canlı bombayım patlayacağım demiş...
Onu da atmışlar pencereden deliler...

Başhekim bakmış ki olmuyor...
- Ben gidiyorum!.. demiş . O da soyunmuş diğerleri gibi dalmış odaya...

Deliler bir bakmışlar!.. Sonra hepsi odalarına kaçışmışlar.

Şaşırmış tabii ki doktorlar...

Sonra araştırma yapmışlar onu neden pencereden atmadılar diye...

Delilere sormuslar:
-Diğerlerini aşağıya attınız da onu neden atmadınız?..

Deliler hep birlikte cevap vermişler:
"Onun fitili kısaydı... Her an patlayabilirdi..." ;)

Her Başarılı Erkeğin Arkasında Bir Kadın Vardır Sözü Nereden Gelir?

Şirket o yıl personel gezisini Thailand' daki bir timsah çiftliğine yapmıştı.

Kahvaltıdan sonra uçuk, kaçık patron ilginç bir teklifle karşılarına çıktı;

Her kim ki timsahların yetiştirildiği gölete atlayıp, sahile sağ, salim çıkarsa 5.000.000 $' ın sahibi olacak, yok  eğer timsahlara yem olursa, geziye kiminle katılmışsa o kişi 2.000.000 $ teselli mükafatı alacaktı.

Uzun süre kimse cesaret edip atlayamadı, ta ki bir adam atlayana kadar.

En önde o, arkasında timsahlar delice bir yarış başladı.

Adam hayatına oynamıştı.

Nihayet adam kılpayı sıyrılarak sudan çıkmayı başardı.

Bir süre tıkanan nefesinin düzelmesini bekledikten sonra, gırtlağını yırtarcasına bağırdı;

- Ulan hangi şerefsiz beni suya itti ... !!!

Ve kim çıktı dersiniz?

Karısı !!!

Işte " Her başarılı erkeğin arkasında bir kadın vardır " sözü burdan gelmektedir ...

Kızılderili ve Kovboy.

Kızılderililin biri bizonlarını otlatıyormuş.

Bir kovboy gelmiş sormuş:

- Köpek senin mi?

- O köpek benim olmak!

- Onunla konuşabilir miyim?

- Köpek konuşamamak!

Kovboy köpeğe yaklaşır.

- Nasılsın?

- Fena değil! (Kızılderili şaşkın...)

- Bu Kızılderili senin sahibin mi?

- Evet.

- Sana iyi davranıyor mu?

- Evet, çok iyi. Günde iki kez tuvalet için dolaştırıyor, bana yemek veriyor ve benimle oynuyor. (Kızılderili bu arada kafayı yemektedir)

Kovboy kızılderiliye sorar.

- Bu at senin atın mı?

- O at benim olmak!

- Onunla konuşabilir miyim?

- At konuşamamak!

Kovboy ata yaklaşır.

- Nasılsın?

- Fena değil! (Kızılderili daha da şaşkın...)

- Bu Kızılderili senin sahibin mi?

- Evet.

-Sana nasıl davranıyor?

- İyi. Bana her gün gerekli yürüyüşleri yaptırıyor, fazla yük bindirmiyor, günde 2 kere ve her terlememden sonra terimi siliyor ve içinde yiyecek ve yataklık olan ufak bir ahır inşaa ediyor. (Kızılderili ne gözlerine ne de kulaklarına inanmaktadır.)

Kovboy tekrar Kızılderililin yanına gelir.

- Bu dişi eşek senin mi?

- Eşek benim olmak, konuşmak ama çok yalan söylemek...

Koyun. (Müstehcendir.)

Adamın birinin çok sevdiği bir koyunu varmış.

Bu koyun hiç gebe kalamıyormuş.

Adam, komşu köyde birinin koçu olduğunu ve hangi koyunla çiftleşirse hamile bıraktığını duymuş.

Bunun üzerine koyununu el arabasına koymuş, çıkmışlar yola, köye vardıklarında selam verip adamın yanına yaklaşmış.

-Yahu gardaş senin koçun methini duydum koştum geldim. Hele bizim koyuna da bir çare.

-Aman gardaş lafımı olur. Amma 30 liranı alırım.

-Tamam.

Neyse çiftleşme gerçekleşiyor ve adam koyunu tekrar el arabasına koyup giderken koçun sahibine soruyor:

-Hamile kalıp kalmadığını nereden anlayacağız?

-Yarım sabah ahıra girince bak. Koyun eğer yatıyorsaaa hamiledir. Yok ayaktaysa hamile değildir.

Neyse sabah oluyor adam bir heyecanla ahıra koşuyor. Bakıyor ki koyun ayakta.

Ulan diyor yine tutmadı.

Karısı demiş ki bi daha götür.

Adamın ki de bir ümit koyunu tekrar el arabasına bindirip gitmiş.

Bu sefer 40 lira alıyor koç sahibi.

Ertesi sabah adam koşa koşa ahıra gidiyor ki bi de ne görsün koyun yine ayakta.

Adam iyice sinirleniyor.

Neredeyse koyunu kesecek.

Karısı adamı sakinleştirip koyunu tekrar götürmesi için adamı ikna ediyor.

Adam koyunu götürüyor ama koç sahibi adam bu sefer 50 lira alıyor.

Adam daha da sinirleniyor söylene söylene eve geliyor.

Koyunu ahıra atıp gidiyor.

Sabah ise yatağına uzanmış umutsuz ve sinirli bi şekilde karısına:

-Hele git şu koyuna bak. Oturuyor mu ayakta mı.

Kadın gidip bakıp geliyor ve diyor ki:

-Koyun ne oturmuş ne de ayakta bey.

Arabaya binmiş seni bekliyor

Hüzünlü hikaye. (Müstehcendir.)

Bir TV kanalı memleketin güzide illerinden birine belgesel çekmeye gitmiş.

İşte ,köy köy dolaşacaklar, ahalinin halini, günlük yaşamını anlatacaklar.

Bir köyde yaşlı bir amca bulmuşlar, sohbeti kuvvetli.

''Amca'' demişler ;

''Sen bize en mutlu günlerinden birini anlat, biz de kaydedelim.
Âlem görsün ne mutlu günleriniz var..!''

Amca başlamış;

''Bi gün Hamdo'nun eşegi gayboldi.

Daga gittik, eşegi aradık,aradık.

Eşegi bulduk, çok sevindik.

O sevinçle hepimiz eşegi s ....k ''

Yönetmen bir panik atlamış...

''Kes, kes, kaydı kes ..!'' diye bağırmış.

Amcaya dönmüş:

''Aman amca ne yapıyorsun?

Hiç öyle hikâye olur mu?

Eşekli filan.

Sen bize başka mutlu bir hikâyeni anlat"

Amca başlamış;

''Bi gün Memo'nun garisi gaybodi.

Daga gittik, gariyi aradık.

Gariyi bulduk, çok sevindik.

O sevinçle hepimiz gariyi s...k..!''

''Aman aman Amca, anlaşıldı..!

Sen boşver mutlu hikâyeleri, sen en iyisi bize.

En üzüldüğün hikâyeyi anlat..!''

Adam yüzünü buruşturmuş ve başlamış anlatmaya...

''Bi gün daga gittim gayboldim.....''

Trakyalı bakkal. (Argo kelimeler içerir.)

Trakya'da yaşanan bir anı.

Yaz vaktı Trakya'ya yolumuz düşmüş, Keşan tarafında bi köyden geçerken hararet bastı, köy bakkalından kola fanta alalım diye durduk, arkadaşlardan bitanesi arkamdan zero al diye bağırdı ve bakkalda olaylar gelişti;

- selamünaleyküm dayı, 3 tane koka kola zero, 1 tane sıprayt!

- aleykümselam kızanım

( bu arada dolaba uzanır, dolap bildiğin 1980 model aeg tek kapalı ev dolabı, tencerelerin yanından pepsileri çıkarır )

- dayı bak bunlar mavi pepsi, kolanın siyahından olacak!

- kızanım sen bunun dışının mavi olduğuna bakma içi siyaa bunun beyaa! sarısı var beyazı var ama alla seni inandırsın siyaa beaaa!

- ver dayım ver, seni mi kırıcam ver.

( o esnada gözüm tezgahın altında pet şişeden içtiği rakıya ilişti )

- Rakı içcen mi sovuk sovuk, koyayım sana bi laylon.

( laylon derken pet bardağı kast ediyor )

- Dayı gel öpücem seni!

- Kızanım öyle içten bakıp söyledin ki, öptükten sonra dürtmeyesin beni!

Bakkalda yere yattığımı gören arkadaşlar içeri girdiler, baktılar yerde kahkaha atarken kıvranıyorum, gülmekten anlatamıyorum, dayı bizim arkadaşlara açıkladı;

- bu kızan deli beyaa, yüzüme pis pis sırıtıyo, dürtecek diye korktum!

Tanrının Trakyalıları yaratmadan üzüm suyuna batırıp çıkardığını düşünürüm hala.

Ava çok sıcak, Siyaaa kola için beyaaa!

1000 yıllık felsefe. (Argo kelimeler içerir.)

Temel budist olmaya karar verir.

Uzakdoğu ya gider.

Konfiçyüsün huzuruna çıkarırlar.

"1.öğreti derki kendine yapılmasını istemediğin hiçbirşeyi karşındakine yapmayacaksın."

Temel: uyyyyy ne yani bundan sonra ben fadimeyi sikemeyecek miyim?

Konfiçyüs:

1000 yıllık felsefenin amına koydun.