Temel askerde paraşütçü olmuştur.
İlk atlayışını da başarıyla yapmıştır.
Fakat ertesi gün ikinci atlayış için paraşütünü aldıktan sonra bölük komutanının yanına giderek ''Komutanım, ben bu gün paraşütle atlamak istemiyorum.'' der.
Bir gün önce gayet başarılı bir şekilde atlayan Temel'in bu isteği üzerine bölük komutanı şaşırır.
''Hayrola Temel! Neden atlamak istemiyorsun?'' diye sorar.
Temel cevap verir:
''Komutanım... Akşa rüyamda ölmüş anamı gördüm. Bana bu gün paraşütle atlamamamı, çünkü paraşütümün açılmayacağını söyledi.''
Bölük komutanı güler.
''Oğlum senin de ne garip batıl inançların varmış. Ölmüş kadın senin rüyana nasıl girsin? Farz edelim ki girdi, paraşütün açılmayacağını nereden bilsin?'' der.
Fakat bir türlü Temel'i ikna edemez.
Bunun üzerine ''Peki o zaman.'' der, ''Al sen benim paraşütümü kuşan, ver ben de seninkini kuşanayım.''
Temel bunu kabul eder ve paraşütleri değişirler.
Uçağa binerler.
Uçak havalanıp atlama bölgesine gelir.
Temel en öndedir.
Hala rüyanın etkisinde olduğundan oldukça heyecanlıdır.
Bölük komutanı ise hemen onun arkasında ve gayet rahattır.
Neyse....
Temel kapıdan aşağıya atlar.
''Bir biiin, iki biiin, üç biiin'' diye sayar ve yukarı bakar.
Paraşütünün açıldığını görünce derin bir nefes alır.
O sırada bölük komutanının paraşütünün açılmadığını ve hızla yere doğru düştüğünü görür.
Yanından geçerken bölük komutanına bağırır.
''Komutanım... Böyle hızlı bir şekilde nereye gidiyorsun?''
Bölük komutanı kızgın bir şekilde cevap verir.
''Öbür tarafa, ananı bulmaya...''
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder