Osmanlı padişahlarından bir sefer için yola çıkınca uzun bir yürüyüşün ardından Adana'da bir müddet konaklamaya karar vermiş.
Şehrin ileri gelenleri hemen padişahın ordugahına gelmişler.
Padişah çorak Anadolu bozkırını geçerken doğru dürüst bir su kaynağı bulamadığından sormuş:
''Burada tadı güzel bir su var mı?''
İleri gelenler daha ağzını açamadan şehirde yağcılığıyla tanınan bir adam ileri atılmış.
''Şekerpınar'ın suyu çok güzeldir hünkarım.''
Padişah yağcı adama dönmüş ve ''Tez bana o pınarın suyundan getiresin.'' diye emretmiş.
Yağcı adam çaresiz hemen yerinden kalkmış ve Torosların tepesindeki Şekerpınar'ın yolunu tutmuş.
Bir süre gittikten sonra yol iyice sarp bir kesime ulaşınca artık atları daha fazla gidememiş.
Bunun üzerine yağcı adam attan inip iki büyük testiyi omuzuna almış ve yürüyerek yukarı doğru tırmanmaya başlamış.
Kan ter içinde kalıp biraz soluklanmak için durduğunda bir yörük yanına yaklaşmış.
''Hayrola hemşehrim, nereye gidiyorsun böyle? Kan ter içinde kalmışsın, bu acelen ne?'' demiş.
Yağcı adam üzgün bir şekilde başını sallamış.
''Sorma kardeşim, sorma.'' demiş. ''Adana'da bir bok tedim, şimdi ağzımı yıkamaya Şekerpınar'a gidiyorum.''
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder