11 Aralık 2017 Pazartesi

Pamuk mu, fındık mı?



Abuk subuk konuşan, her şeye kendi penceresinden bakan, ukala ve dengesiz tiplere hiç katlanamam.

Yıllar önce böyle bir adamla karşılaşıp biraz kaba bir şekilde de olsa haddini bildirmiştim.

Biraz önce bir fıkra okuyunca, bu fıkradaki olaya çok benzediği için bu adamla karşılaşmamı hatırladım

1990'lı yıllar.

Antalya, Kemer'de bir tatil köyüne gitmiştim.

Yanımda bir hanımefendi vardı.

Tatil köyü gayet güzel olmakla birlikte animatörler sürekli olarak ''Haydi, şu faaliyet başlıyor. Yatıp durmayın, katılın.'' gibi can sıkıcı uyarılar yapıyordu.

Dikkat ettim, animatörleri gün boyunca barda içki içen benden en fazla 1-2 yaş büyük görünen bir adam yönlendiriyordu.


Bir gün, barda bir şey içmek için yanımdaki hanımefendi ile beraber bara gidip birer bar taburesine oturduk.

Bahsettiğim adam da tam karşımızda oturuyordu.

Adamın yanına sürekli olarak genç kızlar ve bayanlar geliyor ve resim çektiriyorlardı.

Acaba meşhur biri mi diye adama dikkatle bakınca H.L. isimli bir şarkıcıya sanki ikiz kardeşiymiş gibi benzediğini fark ettim.

Yanımdaki hanımefendi de bunu fark etmiş olmalı ki barmene; ''Yoksa şurada, herkesin resim çektirdiği adam H.L.'mi?'' diye sordu.

Barmen, ''o adamın animatörlerin başı olduğunu ama H.L.'e çok benzediğini o sebeple herkesin onunla resim çektirdiğini'' söyleyince yanımdaki hanımefendinin ısrarıyla fotoğraf çektirmek için adamın yanına gittik.


Selam verip kendimizi tanıttıktan sonra H.L.'ye çok benzediğini söyledik.

Fakat adam iyice kafayı bulmuş olmalı ki abuk subuk konuşmaya başladı.

Benim canım sıkıldı ama tatil köyüne geleli daha 1-2 gün olmuşken bir arıza çıkarıp atılmayalım diye hiçbir şey demedim.

Ama adam ısrarla abuk subuk konuşmaya devam etti.

Bir ara;'' Biz Karadenizliyiz. Babam fakir bir adammış. Biraz fındık ağacımız varmış ama fındık para etmediğinden babam ne iş bulsa yapıyormuş. Bazı yıllarda Adana'ya pamuk toplamaya gidermiş. Sanırım orada H.L.'nin annesi ile tanışmış olmalı. O sebeple birbirimize çok benziyoruz.'' deyince dayanamadım.


''Arkadaş!...'' dedim. ''Sen böyle söylüyorsun ama bunun tam tersi de olabilir.''

Adam sanki soğuk bir duş almış ta aniden ayılmış gibi doğruldu.

''Nasıl yani?'' diye mırıldandı.

Ben devam ettim.

''Bildiğim kadarıyla H.L.'nin babası da oldukça fakir bir adammış. (Aslında bilmiyordum. Kafadan attım.) Onların pamuk tarlası filan yokmuş ama söylediğine göre sizin fındık tarlanız varmış. Bu benzerliğin sebebi, senin babanın pamuk toplamak için Adana'ya gitmesi değil de onun babasının Fındık toplamak için sizin oraya gelmesi olmasın?'' dedim.

Adam önce kızardı, sonra kapkara oluncaya kadar karardı.

Yanımdaki hanımefendinin yüzüne baktım.


O da renkten renge giriyordu.

Çünkü adamın çok sinirlendiğini fark etmiş, kavga çıkaracağını zannediyordu.

Ama adam, ya işinden gücünden olmamak için veya o zamanlar her gün yoğun bir şekilde spor yaptığımdan vücudumun yapısına bakıp kavga etmeyi gözü yemediğinden olsa gerek hiçbir şey demedi.

Hınçla önündeki bir bardak dolusu birayı kafasına dikip bitirdi.

Tabureden indi.

Sinirli bir şekilde arka taraftaki masanın plastik sandalyelerinden birine tekme attı.

Ve hızla çekip gitti.

Bundan sonra da 1-2 gün ortalarda görünmedi.

Üçüncü gün ortaya çıktı ama ben orada kaldığım sürece ne zaman beni görse yolunu değiştirdi.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder