Bir ilkokulda öğretmenlik yapan bir bayan o yıl birinci sınıfların derslerine giriyormuş.
Fakat öğrencilerin biri yüzünden her ders sıkıntılı geçiyormuş.
Çünkü öğrencilerden biri sürekli olarak öğretmene:
''Öğretmenim beni birinci sınıftan başlatmanız yanlış.
Benim en az üçüncü sınıftan başlamam lazım.
Benim en az üçüncü sınıftan başlamam lazım.
Benim ablam da bu okula gidiyor ve kendisi üçüncü sınıfta, ama ben en az onun kadar akıllı ve bilgiliyim.” diyormuş.
Bir gün, üç gün, beş gün derken öğretmen artık dayanamamış.
Çocuğu kolundan tuttuğu gibi müdür odasına götürmüş.
Durumu müdüre anlatmış.
Müdür öğretmeni dinledikten sonra:
''Tamam hocam.'' demiş.
''Bir test yapalım bakalım.
Gerçekten bu çocuk dediği kadar akıllı ve bilgili mi?''
Gerçekten bu çocuk dediği kadar akıllı ve bilgili mi?''
Müdür bunu söyledikten sonra çocuğa dönmüş.
''Söyle bakalım....'' demiş.
''İki kere iki kaç eder?''
Çocuk hiç düşünmeden cevap vermiş.
''Dört eder hocam.''
''Peki sekiz kere dokuz kaç eder?''
''Yetmiş iki eder hocam.''
''Anlaşıldı...
Demek matematiğin iyi.
O zaman sosyal bilgilere geçelim.
Bir yılda kaç mevsim var?''
Demek matematiğin iyi.
O zaman sosyal bilgilere geçelim.
Bir yılda kaç mevsim var?''
''Dört mevsim var hocam. İlkbahar, yaz, sonbahar, kış.''
Bu sırada öğretmen müdahale etmiş.
''Müdür bey...'' demiş.
''Bu oğlanın dedikleri doğru.
Gerçekten çok bilgili ve zeki ama ben okulda sınıf atlama yok diye size getirdim.''
Gerçekten çok bilgili ve zeki ama ben okulda sınıf atlama yok diye size getirdim.''
Müdür şaşırmış.
''Tamam hocam.
Eğer dediğiniz kadar akıllı ve bilgiliyse ben bir yolunu bulurum.
Ama bana gerçekten akıllı ve bilgili olduğunu ispat etmesi lazım.''
Eğer dediğiniz kadar akıllı ve bilgiliyse ben bir yolunu bulurum.
Ama bana gerçekten akıllı ve bilgili olduğunu ispat etmesi lazım.''
Öğretmen başını sallamış.
''O zaman müsaade ederseniz birkaç soru da ben sorayım?'' demiş.
Müdür ''Tamam, buyurun.'' diye cevap vermiş.
Öğretmen çocuğa dönmüş.
''Söyle bakalım....'' demiş.
''İneklerde dört tane ama bende iki tane
olan şey nedir?”
Öğrenci hemen;
“Ayak” demiş.
Öğretmen ''Doğru.'' demiş ve devam etmiş.
''Peki... Senin pantolonunda olup ta benim pantolonumda olmayan şey nedir?”
Öğretmen hiç duraksamadan cevaplamış.
“Cep”.
Bunun üzerine müdür ''Yeter hocam, durum anlaşıldı.'' demiş.
Öğretmen; ''Müdür bey bunu üçüncü sınıfa geçirecek misiniz?'' diye sorunca müdür cevaplamış.
“Hocam, ne üçüncü sınıfı? Bu çocuğu en az beşinci sınıfa koymak lazım.
Çünkü sorduğunuz sorulara ben bile doğru cevap veremezdim.''
Çünkü sorduğunuz sorulara ben bile doğru cevap veremezdim.''
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder