Öbür dünyada bir yarışma yapılır.
Yarışmanın konusu en bahtsız şekilde ölenlerin seçilmesidir.
Uzun yarışma programının ardından üç kişi finale kalır.
Bunlardan birinci, ikinci ve üçüncü olan kişiler seçilecektir.
İlk adam jürinin karşısına gelir ve anlatmaya başlar.
''Sayın jüri Akşam işten yorgun argın dönmüştüm. Soyundum. Duş almak için banyoya doğru giderken masanın üstüne koyduğum paralar ani bir rüzgarla pencereden uçup gitti. Pencereden bakınca paralarımın pencerenin bir iki metre yanında duvara yapıştığını gördüm. Akçam karanlığı, kimse görmez diye paralar duvardab düşmeden almak için giyinmeden pencerenin dışına çıktım. Tam parayı alıp geri dönecekken sürgülü pencerem düştü ve kapandı. Artık pencereden içeri giremem diye düşünerek yan dairenin penceresine kadar gittim ve camı tıklattım. Bunun üzerine bir adam sinirle pencereyi açtı ve ağıza alınmayacak küfürler ederek beni aşağıya ittirdi. Ama şansım yaver gitti ve bana hiçbir şey olmadı. Tam ellerimle vücudumda bir kırık filan varmı diye kontrol ederken yukarıdan bir gümbürtü duyuldu. Kafamı kaldırıp yukarıya baktığım anda da bir çelik dolap kafama indi ve öldüm.''
Bunun ardından ikinci adam gelip anlatmaya başlamış.
''Sayın jüri. Ben çok sık iş gezisine giderdim. Bir iş gezisinden erken döndüm. Eve girince karımın heyecanlı olması dikkatimi çekti ve şüphelendim. Tam etrafı kontrol etmeye başladım ki pencerede eşimin sevgilisini yarı çıplak vaziyette gördüm. O sinirle pencereyi açıp adamı aşağıya ittirdim. Fakat aşağıya bakınca adama bir şey olmadığını gördüm. Bunun üzerine evde bulunan büyük bir çelik dolap var, onu kucakladığım gibi pencereden adamın üzerine attım. Ama o sinirle kravatımın dolaba sıkıştığını fark etmemişim. Dolapla birlikte ben de aşağıya düştüm ve kafam yere çarpınca öldüm.''
Bu sefer de üçüncü adam gelip anlatmaya başlamış.
''Sayın jüri. Ben su tesisatçılığı yapıyordum. Bir bayan telefon edip lavabosunun su kaçırdığını söyledi. Hemen kadının verdiği adrese gittim. Asansörle daireye çıktım ve eve girdim. Su kaçağını tamir edip alet ve edevatımı topladığım sırada kapı zili çaldı. Kadın panik içinde bana kocasının çok kıskanç olduğunu, şimdi onu görürse yanlış anlayacağını söyledi. Beni odada bulunan çelik dolaba soktu ve kocasını bir bahaneyle oyaladığı anda çıkıp gitmemi söyledi. Ben dolaba girdim. O sırada kadının kocası içeri girdi. Adamı göremiyordum ama bağırıp çağırmasından çok sinirli olduğu anlaşılıyordu. Adam önce pencereyi açık dışarıya doğru küfürler etti. Sonra da benim içinde bulunduğum dolabı kucaklayıp pencereden attı.''
Yarışmanın konusu en bahtsız şekilde ölenlerin seçilmesidir.
Uzun yarışma programının ardından üç kişi finale kalır.
Bunlardan birinci, ikinci ve üçüncü olan kişiler seçilecektir.
İlk adam jürinin karşısına gelir ve anlatmaya başlar.
''Sayın jüri Akşam işten yorgun argın dönmüştüm. Soyundum. Duş almak için banyoya doğru giderken masanın üstüne koyduğum paralar ani bir rüzgarla pencereden uçup gitti. Pencereden bakınca paralarımın pencerenin bir iki metre yanında duvara yapıştığını gördüm. Akçam karanlığı, kimse görmez diye paralar duvardab düşmeden almak için giyinmeden pencerenin dışına çıktım. Tam parayı alıp geri dönecekken sürgülü pencerem düştü ve kapandı. Artık pencereden içeri giremem diye düşünerek yan dairenin penceresine kadar gittim ve camı tıklattım. Bunun üzerine bir adam sinirle pencereyi açtı ve ağıza alınmayacak küfürler ederek beni aşağıya ittirdi. Ama şansım yaver gitti ve bana hiçbir şey olmadı. Tam ellerimle vücudumda bir kırık filan varmı diye kontrol ederken yukarıdan bir gümbürtü duyuldu. Kafamı kaldırıp yukarıya baktığım anda da bir çelik dolap kafama indi ve öldüm.''
Bunun ardından ikinci adam gelip anlatmaya başlamış.
''Sayın jüri. Ben çok sık iş gezisine giderdim. Bir iş gezisinden erken döndüm. Eve girince karımın heyecanlı olması dikkatimi çekti ve şüphelendim. Tam etrafı kontrol etmeye başladım ki pencerede eşimin sevgilisini yarı çıplak vaziyette gördüm. O sinirle pencereyi açıp adamı aşağıya ittirdim. Fakat aşağıya bakınca adama bir şey olmadığını gördüm. Bunun üzerine evde bulunan büyük bir çelik dolap var, onu kucakladığım gibi pencereden adamın üzerine attım. Ama o sinirle kravatımın dolaba sıkıştığını fark etmemişim. Dolapla birlikte ben de aşağıya düştüm ve kafam yere çarpınca öldüm.''
Bu sefer de üçüncü adam gelip anlatmaya başlamış.
''Sayın jüri. Ben su tesisatçılığı yapıyordum. Bir bayan telefon edip lavabosunun su kaçırdığını söyledi. Hemen kadının verdiği adrese gittim. Asansörle daireye çıktım ve eve girdim. Su kaçağını tamir edip alet ve edevatımı topladığım sırada kapı zili çaldı. Kadın panik içinde bana kocasının çok kıskanç olduğunu, şimdi onu görürse yanlış anlayacağını söyledi. Beni odada bulunan çelik dolaba soktu ve kocasını bir bahaneyle oyaladığı anda çıkıp gitmemi söyledi. Ben dolaba girdim. O sırada kadının kocası içeri girdi. Adamı göremiyordum ama bağırıp çağırmasından çok sinirli olduğu anlaşılıyordu. Adam önce pencereyi açık dışarıya doğru küfürler etti. Sonra da benim içinde bulunduğum dolabı kucaklayıp pencereden attı.''
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder