4 Ocak 2025 Cumartesi

Karadenizli misin?

 Temel hışımla içeri girmiş.

"Haçan bana Kara lahana ver!" diye bağırmış.

Seslendiği adam şaşırmış.

Temel'e sormuş:

"Sen Karadenizli misin?"

Bu soruyu duyan Temel çok kızmış ve başlamış adamı azarlamaya:

"Sen şimdi kurbağa bacağı istesem sen Fransız mısın diye mi soracaksın?

Ya da pizza istesem İtalyan mıyım diye soracak mısın?"

Adam sakin bir şekilde cevap vermiş: 

"Yooooo..."

Temel, devam etmiş:

" Pekiiii...

Sosisli istesem Alman mısın diyecek misin?

Taco istesem Meksikalı'mısın diye soracak mısın?"

Adam gülerek cevap vermiş: 

"Hayııııır!"

Bunun üzerine Temel tekrar devam etmiş:

"Macar salamı istesem Macar mısın diyecek misin?

Suşi var mı diye sorsam Japon musun diye soracak mısın?"

Adam artık sıkılmış: 

"Yok kardeşim. Niye sorayım ki?"

Temel bağırmış:

"Peki hayvan herif, niye kara lahana istediğim için Karadenizli misin diye soruyorsun o zaman?"

Adam sakince yanıtlamış:

"Beyefendi, burası lokanta değil, nalbur da ondan!"

2 Ocak 2025 Perşembe

Dil bilgisi, matematik ve fizik bilmek önemli midir?

Zamanın birinde bir alim boğazın öbür yakasına geçmek için bir sandalcının yanına gelerek ona sorar:

"Karşıya geçirmek için ne kadar para alıyorsun?"

"Garşuya bir liraya geçürüm efendü."

Alim, sandalcının bu bozuk Türkçe ile verdiği cevabı beğenmez.

"Bu ne biçim konuşma böyle? Yoksa sen dilbilgisi bilmiyor musun?"

"Yok ağam, güççükken haytalık ettük, okuyamaduk!"

"Tüh, yazık sana! 

Desene gitti hayatın dörtte biri!"

Bir müddet gittikten sonra alim tekrar sorar:

"Allah bilir şimdi sen, matematik de bilmezsin!"

"Yok beğüm! 

Onu da bilmem! 

Dedik ya, güççükken haylazluktan okula gidemedük!"

"Tüh yazık, yazık! 

Hayatının dörtte biri daha boşa gitti!"

Bir müddet daha yol aldıktan sonra alim, tekrar sorar:

"Sakın fizik ve kimya okumadım deme!"

"Belki hayatımın dörtte birü daha boşa getti; ama o dediklerini de bilmem efendü, vaktinde öğrenemedük işte!"

Alim azarlar gibi cevap verir:

"İyi de sandalcı! 

Dilbilgisi bilmezsin; matematik, fizik ve kimya da bilmezsin; sen ne diye yaşarsın?"

Bu arada hava bozulmuştur. 

Sandalcı büyük bir fırtınanın geleceğini anlamıştır. 

Alime sorar:

"Efendü, yüzme bilüsünüz deel mi?"

Alim, sandalcının bu sorusundan endişeye düşer. 

Havaya bakınca da bir korkudur başlar. 

Sandalcıya endişeyle cevap verir:

"Sandalcı ağa! 

Ben yüzme bilmiyorum! 

Çocukluktan beri o ilmi öğren, bu ilmi öğren derken yüzme öğrenmeye fırsat bulamadım."

Sandalcı gülümser ve:
Fırtına koptu kopacak. Sandal her an devrilebilir. Devrilirse gittü hayatunun dörtte dördü!"

Ali Sabancı ve Pegasus'un Fiyat Politikası.

Ali Sabancı bir gün küçük bir bara girmiş.

Bar masasına yaklaşıp bir tabureye oturmuş.

Barmen hemen ne içersiniz diye sormuş.

Ali Sabancı:

“Bugün çok gergindim, rahatlatıcı bir şey istiyorum. Ne tavsiye edersiniz?” demiş. 

Barmen cevap vermiş:

"Çok iyi içkilerimiz var ama ben size viskiyi tavsiye ederim.  

18 yıllık viskimiz var. 

Üstelik fiyatları da çok ucuz. Başka hiçbir yerde bu fiyata içki bulamazsınız." 

Ali Sabancı'nın birden gözleri açılmış:

“Öylemi, fiyat ne kadar?” diye sormuş.

Garson:

"Bir shot'u 100 TL." diye cevap vermiş.

Ali Sabancı:

"Oooo! Gerçekten çok ucuzmuş. O zaman bir duble alayım.” demiş. 

Barmen "Hay, hay!" demiş.

"Bardağınız var mı?" diye sormuş.

Ali Sabancı şaşırmış:

“Kim yanında bardak taşır ki? Yok elbette!” demiş.

Bunun üzerine barmen:

O zaman ilave 50 TL ödemeniz gerekiyor. Bardak isteyenden bu kadar ücret alıyoruz." diye cevap vermiş.

Ali Sabancı, bunu duyunca şaşırmış ama "Tamam..." demiş.

Barmen bardağa viskiyi koyunca da kalkıp bir masaya oturmuş.

Barmen hemen uyarmıŞ.

Beyefendi; eğer internetten rezervasyonunuz yoksa masa ücreti olarak da 50 TL alıyoruz."

Ali Sabancı canı sıkkın bir şekilde "Haydaaaaaa..." demiş ama ikiletmemiş.

50 TL daha çıkarıp vermiş.

Parayı ödeyip sandalyeye oturunca sandalyenin çok küçük olduğunu, sığışamadığını görmüş.

“Daha büyük bir sandalye yok mu?" diye sormuş.

Barmen hemen cevap vermiş:
"Var tabi, koltuklarımız var. Ama internetten 10 TL koltuk seçmediğiniz için koltuk isterseniz 100 TL ödemeniz gerekiyor." 

Bunu duyan Ali Sabancı sinirlenmiş:

“Yeter ama kardeşim! Bu ne saçmalık? Bu ne biçim işletme? Barın sahibiyle görüşmek istiyorum.” demiş.

Barmen cevap vermiş:

"Elbette ama şu anda kendisi burada değil. 

Eğer isterseniz, her Pazartesi ve Salı sabah 9.00 ile 9.10 arasında bu numaradan kendisine ulaşabilirsiniz.

Yalnız aramalar ücretlidir. Saniyesi 10 TL." 

Ali Sabancı iyice sinirlenmiş ve bağırmaya başlamış: 

-Bu resmen soygunculuk sizi şikâyet edeceğim. 

"Siz benim kim olduğumu biliyor musunuz!?:::”

Barmen sakin bir şekilde cevap vermiş:

"Elbette biliyorum. 

Siz, Ali Sabancı’sınız. 

Niye kızdığınızı anlamıyorum.

Bende bir Pegasus müşterisiyim, patron da öyle.

Bu fikirlerin ilhamını da sizden aldık. 

Siz nasıl en ucuz uçak bileti satıyorsanız, bir de aynı şekilde ülkedeki en ucuz viskiyi öyle satıyoruz."

22 Aralık 2024 Pazar

Plana sadık kalmak ve kriz çıkarmamak ne demektir?

Dul bir kadının çok güzel bir kızı varmış. 

Herkes bu kıza talipmiş.

Ancak, annesi beş yüz bin TL başlık parası istiyormuş

Asla daha aşağı inmiyormuş..

 Kıza aşık bir delikanlı varmış, 

Tüm gücüyle ancak üç yüz bin TL. biriktirebilmiş.

Delikanlının  babası durumu anlamış. 

Oğluna demiş ki;

“Oğlum getir bakalım şu üç yüz bin TL'yi de, gidip şu kızı isteyelim.”

Oğlan pek inanmasa da parayı babasına vermiş.

Babası ile birlikte kızın evine gitmiş.

Baba kızın annesine demiş ki; 

“Söyleyeceklerim bitmeden sözümü kesme.

Kızını oğluma istiyorum.

Bu da başlık parası olarak yüz bin TL." 

Bunu duyan kadının suratı asılmış. 

Adam devam etmiş;

“Seni de kendime istiyorum. 

Bu da senin başlık paran. Tam yüz bin TL."

Kızın annesinin yüzüne bir tebessüm gelmiş.

"Allah mübarek kılsın bey. 

Hayırlı olsun." demiş. 

Böylece sorun çıkmadan, işlem tamamlanmış.

Komşuları kadını sıkıştırmışlar, 

"Kız hani beş yüz binden bir kuruş inmem diyordun."

Kadın demiş ki:

“Toptan satışla, perakende satış fiyatı her zaman değişir.“ 

Oğlan da babasına sormuş:

“Baba öteki yüz bin TL'yi, ne yaptın?" 

Baba cevap vermiş:

"Evlât, onu da ikinci evliliğe razı olması için anana verdim."

Sonuç:

Kriz yönetimi uzmanlık ve tecrübe gerektiren bir iştir.

İşi biliyorsanız ve bir stratejiniz varsa, sorunu düşük bir maliyetle çözmek mümkündür.

16 Aralık 2024 Pazartesi

Ahiret sorgusu

 Evli bir adam ölür. 

U şeklindeki masada melek sorgusu sonucunda cennet cehennem kararı verilmektedir.

Melek adama sorar:

"Dünyadayken içki içtin mi?"

"Hayır kokusunu bilmem."

İkinci sorgulamaya katılır:
"Ya sigara?

"Onun da kokusunu bilmem. 

Ağzıma koymadım."

Üçüncü melek sorguya devam eder:

"Peki kadın, kız işleri?"

"Çok mazbut bir hayatım oldu. 

Hatasızım."

Bunları duyan başmelek çekici masaya vurur ve "Bana 2 kanat getirin!" diye bağırır.

Adam sevinçle bağırır:

"Oooo, ben de melek oluyorum galiba..."

Başmelek cevap verir: 

"Ne melek olması kardeşim. Kaz oluyorsun, kaz!"

10 Aralık 2024 Salı

Bedava peynir, sadece fare kapanında olur.

 Fare ye demişler ki:

"Yuvandan çık 30 cm ilerde tabak içinde bir kalıp peynir var.
Al senin olsun."
Fare düşünmüş.
"Olmaz!" demiş.
Nedenini sormuşlar.
Şu cevabı vermiş: "Valla yol kısa , ödül büyük bunda kesinlikle bir puştluk vardır."

5 Aralık 2024 Perşembe

Sarhoş Rus, Timsahın Yemeğini Çaldı

Londra hayvanat bahçesinde adamın biri elinde bir bira şişesi ile yere oturmuş, etrafı seyrediyordu.

O sırada küçük bir kız çocuğu timsahın bulunduğu bölüme düştü.

Bunu gören bira içen adam, şişeyi bir kenara bırakıp hemen timsahın bulunduğu bölüme atladı.

Herkesin korku dolu gözleri önünde timsah kıza zarar veremeden kızı kapıp dışarıya çıktı.

O sırada kızın annesi sevinçle adama yaklaştı ve kızını alıp kucakladı.

Bu manzarayı seyreden kalabalık, hep birden alkışlamaya başladı.

Bir yandan da adamı tebrik ediyor ve "Bravo! Gerçek bir İngiliz'e yakışır şekilde kahramanca davrandınız." diyorlardı.

Kızı kurtaran adam ellerini kaldırıp kalabalığı susturdu.

"Ben İngiliz değilim. Rus'um. Londra'ya gezmeye geldim." dedi.

Bunun üzerine kalabalık dağıldı.

Ertesi gün İngiliz gazetelerinin manşetinde şöyle bir haber yazıyordu:

"Rezalet!... Sarhoş Rus, timsahımızın yemeğini çaldı."